Suha Kocaoğlu Kupası 7. Fotoğraf Yarışması

Dijital 10 fotoğraf

İlgili kategoriye ait sonuç bilgileri aşağıda listelenmiştir.

Fotoğraf İsim Soyisim Fotoğraf Adı Ülke / Şehir
Süha Kocaoğlu Kupası
Cem BALKI Kenarın Tepeleri_1 Türkiye / İzmir
KENARIN TEPELERİ Binlerce yıldır değişimini sürdürüp hüküm süren kadim kentler, hızlı nüfus artışı ile ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı yoğun göç almışlardır. Bir zamanlar düz alanlarda gelişen yerleşimler, coğrafi sınırları zorlayarak yüksek tepelere doğru tırmanıp kalabalık metropolleri ortaya çıkarmışlardır. Şehrin kenar tepelerinde zaman, şehre uzak ama gökyüzüne yakın olup, denizin rengini görür, iyot kokusunu duyamazsınız. Karmaşa ve düzensizliğin hâkim olduğu bu mahallelerde, yaşama tutunma çabasında olan insanlar her sabah hanelerinden çıkıp umutla ufukta parlayan şehre dağılmaktadırlar,
1. Tur Başarılı
Filiz ÇAĞLAR Düzenin Sessizliği Türkiye / Bursa
Mekânın Hafızası / Memory of Space İnsan, yaşadığı mekânın sadece kullanıcısı değil, aynı zamanda onun bir parçasıdır. Mimari yapılar, insanın varoluşuna dair sessiz tanıklardır; duygularımızı, alışkanlıklarımızı ve yalnızlığımızı biçimlendirirler. Bu seri, modern mimarinin içinde insanın konumunu arayan bir yolculuğun görsel izlerini taşır. Kimi zaman bir tünelin derinliğinde, kimi zaman bir kütüphanenin simetrik düzeninde, kimi zamansa bir metro durağının bekleyişinde insan, mekânla karşı karşıya gelir. Fotoğraflarda mekân, insanı yutar gibi görünür; ancak aynı anda onu tanımlar da. Işık, renk ve geometri aracılığıyla hem düzen hem de yabancılaşma duygusu hissedilir. “Mekânın Hafızası” serisi, mimarinin sadece bir barınak değil, bir varoluş alanı olduğunu hatırlatır. Bu fotoğraflar, şehirlerin soğuk geometrileri arasında insanın varlığının bıraktığı izleri — bir adım, bir bakış, bir yansıma — görünür kılmayı amaçlar.
1. Tur Başarılı
Gizem CAN Nonsense 1 Türkiye / Çanakkale
Nonsense Bu fotoğraf projesinde aşk ve liderlik üzerine çalıştım. Renklerin canlı kullanımı ve farklılık temayı bütünleyici unsurdur. Düşündürücü olmakla beraber muzip bir bakış açısına sahiptir. Renklerin kullanımı da bu bakış açısını destekleyici şekilde kullanılmıştır. Zıtlıklar ve ilginç anlamlar çıkarılabilinir. Nesnelere farklı bir yaklaşımla onları tezat ve uyumluluk içinde yansıtmaya gayret ettim. Dikkatli incelendiğinde ince bir düşünüş hakimdir. Mutluluk ve mutsuzluk iç içe işlenmiştir. Sonuç olarak Nonsense projesi ‘saçmalık’ kavramını incelemekte ve muzip bir yaklaşıma yer verir.
1. Tur Başarılı
Cahit NART İskelede akan hayat 1 Türkiye / Kocaeli
İSKELEDE AKAN HAYAT İskelede gelecek vapurun bekleyişi başlamış. Kimileri sessizce, kimisi kendi iç dünyasına dalmış, kimi hüzünlü, bazıları stresli, konuşanlar, gülenler, kendini kulaklığındaki müziğe kaptıranlar, elindeki telefona gömülenler, çantasına sıkıca sarılmış kadınlar, gerilerde durarak sıkışmaktan kurtulmaya çalışan amcalar ve teyzeler önlere doğru ilerleyen aceleciler ve sabırsızca beklenen dakikalar. Dalgaların hafif çırpıntıları arasında bir vapur, tepesinde martıların sesleriyle sarılmış bir şekilde usulca iskeleye yanaşmış, rampa karayla buluşmuş ve yolcularını indirmektedir. Tek bir dar kapıdan sabırsız bir dışarı çıkma telaşı ile karaya ayak basma çabasıyla atılan her adım, vapurda bir anı bırakır. Her biri bir öyküyü taşıyan, ama hiçbir iz bırakmayan adımlar. Hiç kimse birbirine çarpmadan ama omuz omuza, durmadan bir akış halinde ilerler. Vapur yolcularını indirmiş artık, yeni misafirlerini almaya hazırdır. Birazdan sabırsızca iskelede bekleyen kalabalığın yolculuğu başlayacaktır. Bir görevlinin bariyeri kaldırmasıyla kalabalık aniden telaşlı bir şekilde aynı anda vapura doğru harekete geçer. İşte o an, yeni bir akışın başlangıcıdır. Ve arkalarında, akıp giden hayatın görünmez izini bırakarak sanki bir rüyada süzülür gibi vapura girerler. Sadece görebilene, arkalarında akan hayatın izlerini bırakırlar. Aynı yöne giden ama hayat yolculukları farklı insanlarla dolu vapur, bir sonraki iskeleye doğru hareket eder.
1. Tur Başarılı
Serdar BAYRAM Camın ardında 1 Türkiye / İstanbul
Camın Ardındaki Sessizlik İnsan yüzü, bazen bir cümleden daha fazlasını söyler. Bu seri, camın öte yanına hapsolmuş o sessiz ifadelerin toplamı. Arabaların içindeki bakışlar, çağımızın görünmez duvarlarını hatırlatıyor. Yakın ama dokunulmaz. Cam, hem gösteren hem saklayan bir perde gibi. Bir çocuğun merakıyla bir yetişkinin yorgunluğu, aynı yüzeyde çarpışıyor. Işık ve yansıma, kimliğin sınırlarını bulanıklaştırıyor. Siyah beyaz, bu dünyanın zamansız dili. Renkler sustuğunda anlam derinleşiyor. Kadınlar, çocuklar, yabancılar her biri bir duraklama anı. Ben, dışarıdan bakan değil, aslında içerideki sessizliğe dahil biriyim. Bu karelerde kimse bağırmıyor ama herkes duyulmak istiyor.
1. Tur Başarılı
Sati GÜDER EMEK 1 Türkiye / İstanbul
EMEK Bir ülkenin kültürünü en iyi yansıtan şeylerden birisi de yemekleridir. Her ülkenin kendi coğrafyasına özgü lezzetleri vardır. Vietnam’ında en temel besinlerinin başında pirinç geliyor. Birçok farklı kullanımı mevcut. Bunlardan en çok tüketileni ise pirinç eriştesi. Yüzyılların izini taşıyan pirinç eriştesi, endüstriyel üretim çağının çok uzağında, bedensel gücün ve sabrın hâlâ temel değer olduğu atölyelerde büyük bir emekle hazırlanmaya devam ediyor. Bu mekânda çalışan ustalar yalnızca fiziksel bir efor harcamıyor, aynı zamanda geleneksel bir üretim biçiminin sürdürülmesine de hizmet ediyorlar. Pirinç unu elde etmek, suyu kazanlara taşımak, kaynayan karışımı yoğurmak, yoğun buharın içinde bu ürünü ortaya çıkarmak epey zahmetli. Bu imalathane de son yapılardan biri.
1. Tur Başarılı
Mehmet ILHAN haç vazifesi Türkiye / Mardin
Ezidi inancının en kutsal bayramlarından biridir. Bu bayram, her yıl Ekim ayının 6-14 günleri arasinda Laleş Vadisi'nde Ezidiligin kutsal merkezinde kutlanır IŞİD katliamından sonra İdil ve Midyat bölgelerinde ezidi nüfusu artti ve Laleşe gidemeyen ezidiler Hac fazifesini İdile bağlı Magarakoyde kutlamaya başladılar Cema, kelime anlamı olarak "toplanma, cem olma" demektir. Ezidilerin kutsal yıl dönümü, yaratılışın tamamlanması ve Tanrı'nın dünyayı dengeye getirmesi inancıyla ilgilidir. Aynı zamanda meleklerin yeryüzüne inişini, özellikle de baş melek Tavus Melek'in (Melek Tavus) insanlara rehberlik etmeye başlamasını simgeler.
1. Tur Başarılı
Nuriye ULUSOY Sokağın Rengi-1 Türkiye / Ankara
Sokağın Rengi Sokağın rengi çalışması; rengarenk boyanmış evlerin, sokaklarını güzelleştiren insanlar üzerinde pozitif etki bırakmasından yola çıkarak hazırladığım fotoğraflardan oluşmaktadır. Bir evin dışını renklendirmek, sıradan bir tercih değil, bilinçli bir yaşam tarzının göstergesidir. Doğayı ve renklerin enerjisini hayatına davet eden bir kişi, çevresine karşı daha pozitif bir bakış açısına sahip olabilir. Bu birey, rutin hayatın monotonluğunu kırmak için çaba gösterir, yaşam alanını kendine ve etrafındakilere ilham verecek bir hale dönüştürmek ister. Evin dışını renklendirmek, hayatın güzelliklerini paylaşmaya, yaşadığı yeri, sokağını güzelleştirmeye yönelik bir adımdır. Bir yandan renklendirilen her ev, sahibinin yaşama dair görüşünü ve içsel hislerini ortaya koyarken, diğer yandan çevresindeki insanları da bu pozitif etkiyi paylaşmaya davet eder. Özellikle çocuklar için renkli bir sokak, yaratıcılığı ve hayal gücünü geliştiren bir ortam sunar; bu yüzden renklerin toplum üzerinde de kalıcı bir etkisi vardır.
1. Tur Başarılı
Erol ÖZDEMIR Odun, Duman ve Emek 1 Türkiye / Bilecik
Meşe kömürü yapanlar, doğayla iç içe, zahmetli ama köklü bir geleneği sürdüren emekçilerdir. Genellikle orman köylerinde yaşayan bu insanlar, meşe odunlarını özel fırınlarda ya da üstü toprakla örtülü yığınlarda kontrollü şekilde yakarak kömüre dönüştürürler. Bu süreç hem dikkat hem de deneyim ister; ateşin ne zaman hangi yoğunlukta yanacağı, ne zaman müdahale edileceği çok iyi bilinmelidir. Kömürcülük, hem fiziksel olarak zorlayıcı hem de sabır gerektiren bir iştir. Ancak doğadan gelen bu emeğin, sofralara lezzet olarak dönmesi bu uğraşı anlamlı kılar.
1. Tur Başarılı
Mustafa YILMAZ Muhammed Ali'nin engeli? Türkiye / Bursa
MUHAMMED ALİ'NİN ENGELİ Muhammed Ali ile tanıştığımda 7 yaşındaydı, doğuştan bacakları ve sol kolunun dirseğinden aşağısı yoktu. Nadir bir uzuv eksikliğiyle dünyaya gelmişti. İçimde bir yer onun için üzülmüştü, bana onun ileride çok iyi bir sporcu olacağı söylenmiş olsa da pek inanmamıştım. Her yönüyle ve tüm coşkunluğuyla acı, eksiklik, dışlanmışlık, özgüvensizlik, tükenmişlik, umutsuzluk, özgüven, mutluluk, azim, sevinç ve başarı ile dolu bir hayat hikayesi nasıl başlar bilmek isteyenlerin bakması gereken şey, Muhammed Ali'nin bir kare fotoğrafıdır. Çünkü tanıştığımda; daha bir kaç sene önce sadece insanların arasına karışsın diye havuzun göz yaşartan sularına bırakılan yarım çocuk, suyun içinde öyle büyüdü ki artık yarı olimpik değil, olimpik kere olimpik hayaller kurmaya başladı. Suda balık gibi derler ya iyi yüzen insanlara, yok! Muhammed Ali için o az, o balıktı. Tek koluyla evde ve okulda her işini kendisi yapan Muhammed Ali, annesinin yardımıyla bacak protezlerini takıp koltuk değneklerinden destek alarak okuluna gidiyordu Sonra da her gün yüzmeye... O kadar büyüdü ki hırsı müsabakalara girmek istedi, hocası da umutlandırmak istemedi onu ama çaktırmadan da kronometresini çalıştırdı Muhammed Ali her suya atladığında. Yaşı tutmadı önce müsabakalara giremedi, sonra yaşı geldi ama kulübü olmadığı için giremedi. Derken bir yol bulundu ferdi müsabakalara gitti, bölge, Türkiye derken daha ilk müsabakalarda girdiği her branşta altınları topladı. Şimdi de milli takıma girmek için yaşının gelmesini bekliyor. O yaşının gelmesini beklerken biz de paralimpik oyunlarının yeni Türk kahramanını kürsüde bayrağı dalgalandırırken görmeyi bekliyoruz. Umudum tam, onun engeli vücudunda değildi, insanların kafasındaydı. Onu "yaşı gelmedi" deyip müsabakalara sokmadılar, "kulübü yok" deyip yarışmalara almadılar ama onun için çok da önemli değildi. O kendi engelini aşmıştı, insanların kafasındakini de aşardı. Engelli olduğu için ücretsiz katıldığı yüzme kursundan şimdi milli takıma girmek için yaşı bekleyen kocaman bir kahramana dönüştü gözlerimizin önünde. Ben şahidiyim, bu anlarında onu fotoğraflama şansına eriştim. Gelecekte de paralimpik oyunlarında aldığı altın madalyayla çekeceğim bir fotoğrafını. Nasıl şimdi altın madalyalarını gururla takıyorsa boynuna, o zaman da takacak ve bana poz verecek biliyorum.
1. Tur Başarılı
Neşe GÖL Ger kampı Türkiye / Ankara
MOĞOLİSTAN STEPLERİNDE YAŞAMAK Moğolistan’da, uzak ve zorlu bir coğrafyada, halkın hala büyük çoğunluğu bozkırlarda ve Ger adını verdikleri çadırlarda yaşıyor. Ülkenin farklı şehirlerinde yolculuk sırasında yaşam alanı olarak kurulmuş Ger’leri görmek olası. Hatta turistler için de konaklama kampları ger olarak kurulmuş. Kapıları, daha ılık bir koşul olduğu için, her zaman güneye bakan bu Gerlerin içine girildiğinde sol tarafa evin erkek bireyinin kullandığı silah, bıçak gibi, sağ tarafa da kadın bireyin kullandığı mutfak eşyalarının yerleştirildiği geleneksel bir yaşam tarzı var. Ortada kurulu alanda sürekli yanan bir ateş var ve geçmişten getirdikleri alışkanlıklarla bu alan onlar için kutsal. Evin yemeğini pişirmek, ortamı ısıtmak için hep bu ateş kullanılıyor. Ateşe kirli hiçbir şeyin atılmaması önemli. Öyle ki dışarda topladıkları hayvan dışkılarını toplamanın da özel bir yöntemi var, böylece kutsal saydıkları ateşi kirletmiyorlar. Aile olarak 3-4 ger yan yana kuruluyor bunlardan bir tanesi ailenin en yaşlı büyükleri için ayrılmış durumda, diğer bir tanesi de daha çok mutfak işlevi görüyor. Ülke ekonomisi adına Nomad dedikleri göçebe halk oldukça fazla öneme sahip. Onların at, koyun, keçi ve deve gibi hayvanlarla birlikte sıklıkla göç ederek zorlu koşullarda yaşayıp, ürettikleri değeri, kentlerde yaşayan akrabaları da takdir ve minnetle karşılıyor. Bu koşullarda yaşarken bir yandan sade bir yaşam, bir yandan da doğa ile iç içe yaşamalarının bağları gözle görülür düzeyde. Bir Nomad ailesine konuk olduğunuzda alıştığınızdan farklı bir tempoda akan zamanı gözlemekte mümkün. Bir yandan tüm aile bireyleri iş bölüşümü yapmış durumda. Çocukluktan itibaren at onların yaşamında çok önemli. Ailenin at yetiştiriciliği yapması, geleneklerinin, kültürlerinin temelinde yer etmiş durumda. Ulaşım amacı ile kullandıkları kadar, beslenmeleri açısından da hayatlarının merkezinde yer alıyor. “Ruhunuz yoksa atınız koşmaz” Moğol atasözü ve gerçekten gayet net olarak bu bağ görülüyor. Sabah erken saatlerde atların beslenmesi tamamlandığı anda sütü sağılıyor, evin annesi sütü sağdıktan sonra evin en küçük çocuğu dahil bu sütün gere götürülmesi, pişirilmesinde görev alıyor, hem kendi beslenmeleri hem de konuklarına sundukları bir besin at sütü. Develer ulaşımları için en çok destek aldıkları hayvanları, bu nedenle sağlıklı bakımlılar. Bir devenin sırtına yükledikleri Ger’in sökülmüş parçalarını başak bir hayvanın taşıyamayacağını söylüyorlar. Develer uzun süre bu yükle yürüme gücüne sahip hayvanlar. Günün her saatinde ailenin belirli işleri var. Konakladıkları yer sürekli olmasa da, yeni bir alana gidip yerleşmeleri de kolay değil. Başka bir yere göç edileceği zaman, gidilecek bölgenin seçimi önemli. Bir yandan hayvanların işleri, bir yandan hazırlanması gereken yiyecekler, bir yandan yünlerin havalandırılması gibi işler var. Kartal eğitimleri evin büyükleri tarafından yapılan bir iş ancak evin gençlerinin de kendilerine ait, eğitimi ile uğraştıkları kartalları var. Kartalların eğitimi 2-3 yıl sürebiliyor, eğitimin içeriğinde kartalın onlar için belli başlı hayvanları avlaması da var. Böylece ülke ekonomisi için önemli olan kürkler kartalların yardımı ile toplanıyor. Gün boyu yapılması gereken işleri bitirdiklerinde aile bireyleri hep birlikte otururken “geniz müziği” dedikleri bir müzik yaparak vakit geçiriyorlar. Bu müziği yaparken kullandıkları müzik gereçleri de alıştıklarımızdan farklı, kendilerinin sahip oldukları hayvanlardan çıkan materyallerle yapılmış. Hava koşulları uygun olduğunda dışarıda birlikte zarla oynadıkları bir oyunları var, ayrıca evin gençleri güreş tutarak hem kendi gelişimleri hem aile bireylerinin eğlenmeleri için olanak sağlıyor. Issızlık veya sonsuzluk veya doğanın tüm gücü ile sizi sarmaladığı bir ülke Moğolistan.
1. Tur Başarılı
Mehmet KAYNAR KISPET 1 Türkiye / Bursa
KISPETMİŞ BENİMDE KISMETİM. Ben Kıspet ustası İrfan Şahin.Biga’da yaşıyorum.13 yaşında içimde bir sanat sevgisi vardı.Baba beni bir sanata ver dedim.Babamda beni Biga’da Saraç Mustafa Turabi Usta vardı arkadaş vasıtasıyla onun yanına verdi.Ustamın yanında çalıştım askere gittim tekrar yanına geldim1967 senesinde ustam vefat etti.Türkiye’de iki tane kıspet ustası vardı.3 ay sonra İstanbul’da Hidayet Usta vefat etti.26 yaşında Türkiye’de tek kaldım.Bütün yigit pehlivanlar bana kucak açtı ve tarihi çayırlarda bizi yalnız bırakma dediler.Allah bana güç kuvvet verdi bu pehlivanları kıspetsiz bırakmadım.1960 senesinde 2007 senesine kadar bütün yiğit pehlivanların kıspetini diktim ve bu arada Sülayman Demirel’e Turgut Özal’a ve Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’a hatıra kıspetler yaptım.Ayrıca bir çok ülkenin müzelerinde kıspetlerim var.Biga’yı Çanakkale’yi bütün dünyaya duyurduk.İşte şimdi yaşlandık Kültür Bakanlığı çırak yetiştirmemi istedi.Şu anda Edirne’de Samsun’da ve Denizli taraflarında Antalya’da pek çok çıraklarımız var.Çıraklarımızla devamlı konuşuyoruz yigit pehlivanlarımızı kıspetsiz bırakmıyoruz.Bu arada Kültür Bakanlığı beni ödüllendirdi.2012 Unesco Somut Olmayan Kültür Mirası Yaşayan İnsan Hazinesi ödülü verdi.Bu ödülle sanatımızı tüm dünyaya duyurduk.Allah’a şükür 83 yaşındayım ve halen de duyurmaya devam ediyorum. İRFAN ŞAHİN 2012 SOMUT OLMAYAN KÜLTÜR MİRASI YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ
1. Tur Başarılı
Incı KOYUNCU KAYBOLUP GİTMEDEN 1 Türkiye / Bursa
KAYBOLUP GİTMEDEN Teknolojinin ilerlemesi ve modernleşme çabasıyla, zamana ve hayata ait birçok şey biz daha farkına bile varamadan sessiz bir vedayla ayrılıveriyor yaşamımızdan. Süpürge de bunlardan biri. Trakya’nın verimli topraklarında, Edirne’nin Meriç ve Tuna havzalarındaki sulak alanlarda yetiştirilen süpürge otu, bin bir emekle toplanarak, yüzyıllardır süregelen bir zanaat olan süpürgeciliğin, maharetli ustalarına ulaşıyor. Zamanımızda sayıları çok azalmasına rağmen, hala birkaç usta bu zanaatı küçücük dükkanlarında, zor şartlarda, uzun saatler boyu çalışarak sürdürüyorlar. Süpürge otlarının tarlalardan toplanarak önce süpürge borsasına, daha sonrada üretim atölyelerine gelmesiyle süpürgenin yolculuğu başlıyor. Üretim aşamasında çalışan ustalara yaptıkları işlere göre farklı isimler veriliyor; Ayıklayıcı ustası, bir çeşit bıçak yardımıyla süpürge otlarını ayıklıyor ve süpürge tellerini, içlik, hurdalık, zahirelik ve tepelik olarak dört kısma ayırıyor. Ayıklayıcı tarafından ayrılan ve sınıflandırılan bu telleri, sarıcı ustası küçük demetler haline getiriyor ve bu işleme de çatılı deniyor. Sarıcı tarafından çatılı duruma getirilen süpürge, bağlayıcı adı verilen usta tarafından, süpürgenin tepeliğine dört beş bağ süpürge otu çatıp, “ayacak” denilen bir çeşit mengene kullanarak, tellerle birbirine bağlıyor. Süpürgeler son şeklini almak üzere bağlayıcı ustasından, dikici ustasına geliyor. Geçmişte çuvaldız ve renkli iplikler kullanan dikici ustası, günümüzde aynı işlemi basit bir makine kullanarak yapıyor. Son işlem olan dikimden sonra, süpürge satışa hazır hale geliyor. Her ne kadar eski önemini yitirmiş görünse de süpürge bir zamanlar hayatımızın baş köşesindeydi. Geçmişin bu güçlü fenomenini, kaybolup gitmeden fotoğraflamak ve gelecek nesile, köklerimizden hoş bir hikaye aktarmak istedim.
1. Tur Başarılı
Kübra ARİ EX'SİLMEK-1 Türkiye / Bursa
EX'SİLMEK Bu projemde hayatının her dönemini zorluklarla geçirmiş , çocukluğunu yaşayamamış ,toplum tarafından yok sayılmış ,görülmemiş ,sesi duyulmamış , ötekileştirilmiş, kadını değersizleştiren toplum bakış açısını reddedip kendi yalnızlığına gömülerek yaşadığı psikolojik eksilmeyle geçmişiyle yüzleşmesini anlatmaya çalıştım. Yalnızlığına gömülen kadının bu yüzleşmede iç seslerinin karga olarak görmesi ve duyması gölge yanım dediği yönlerini karga (gölge benlik) metaforu ile konuşturuyorum. Psikolojik olarak ex olduğu bastırılmış , ötelenmiş , karanlıkta kalmış duygularıyla yüzleşerek kendisini daha derinlemesine anlamasına ,potansiyelini keşfetmesine ve daha sağlıklı bir benlik duygusuyla gölge benliğiyle yüzleşen yani karanlığını aydınlığa çevirip ,hayata daha güçlü bir şekilde sil baştan başlayan bir kadının varoluş hikayesini sunmak istedim.
2. Tur Başarılı
Ercan ENTERLI Time_Stack_6 Türkiye / Kırklareli
TIME STACK Time stack, bir fotoğrafın yalnızca bir anı değil, zamanın kendisini anlatabileceğini gösteren nadir tekniklerden biridir. Bu yöntemle çekilen bir kare, aslında onlarca, belki yüzlerce hatta binlerce fotoğrafın üst üste örülmesiyle oluşur. Her bir kare, zamanın bir nefesidir; her iz, gökyüzünün bir hatırası. Fotoğrafçılıkta genellikle anı dondurmak esastır; oysa time stack, zamanı serbest bırakır, onun akışını görselleştirir. Bu teknikle çekilmiş bir gökyüzü fotoğrafında bulutlar sadece geçip gitmez; iz bırakır, uzar, çoğalır, çoğu zaman bir tabloyu andırır. Güneşin batışı, yıldızların doğuşu, ışığın renk değiştirişi… hepsi bir araya gelir ve tek bir karede zamanın şiirini yazar. Bu şiir, yalnızca görsel bir anlatım değildir; aynı zamanda zamanın felsefi bir yorumudur. Çünkü time stack, zamanın düz bir çizgi olmadığını, katmanlı bir dokudan oluştuğunu gösterir. Her katman, bir anın tanıklığıdır. Her iz, geçmişin yankısıdır. Bu teknikle çekilmiş bir fotoğraf, yalnızca bir sahneyi değil, o sahnenin yaşadığı süreci anlatır. Tıpkı bir insanın hayatı gibi: sabit değerler vardır, ama duygular, düşünceler, olaylar zamanla değişir, iz bırakır, şekil alır. Time stack, bu değişimi görünür kılar. Bir bulutun geçişi, bir yıldızın kayışı, bir ışığın soluşu… hepsi zamanın dokusuna işlenir. Bu görsel anlatım, izleyene sadece bir görüntü sunmaz; bir hikâye anlatır. O hikâye, zamanın kendisidir. Anların birikimiyle oluşmuş bir anlatıdır. Ve bu anlatı hem teknik hem duygusal bir derinlik taşır. Çünkü time stack, yalnızca fotoğrafçının değil, zamanın da bir eseridir. Her karede zamanın eli vardır. Her izde onun sesi duyulur. Bu yüzden time stack, bir teknik olmaktan çıkar; bir anlatım biçimine dönüşür. Zamanın görsel bir şiiri olur. Ve o şiir, izleyenin içinde yankılanır.
2. Tur Başarılı
Caner CANDEMİR Anemon Balıkları 1 Türkiye / Muğla
Anemon Balıkları: Doğanın Renkli Ortaklığı Anemon balıkları, doğanın en dikkat çekici canlılarından biridir. Genellikle Hint ve Pasifik Okyanusu’nun sıcak sularındaki mercan resiflerinde yaşarlar. En bilinen türü, parlak turuncu rengi ve beyaz şeritleriyle palyaço balığıdır. Özellikle "Kayıp Balık Nemo" filmiyle tanınırlıkları büyük ölçüde artmıştır. Birçok sualtı canlılarının yaşamlarında olduğu gibi anemon balıkları, deniz şakayıklarıyla simbiyotik (karşılıklı faydaya dayalı) bir ilişki kurmuşlardır. Anemonların zehirli dokunaçları, diğer canlıları uzak tutarken, anemon balıkları özel mukus kaplı derileri sayesinde bu zehirden etkilenmeden anemonların arasında rahatça yaşar. Karşılığında da anemonu parazitlerden temizler ve yiyecek parçacıkları getirir. Bu karşılıklı uyum, doğada nadir görülen etkileyici ortaklıklardan biridir. Bu sevimli sualtı canlıları bilimsel olarak da ilginç özelliklere sahiptirler. Anemon balıkları protandrik hermafrodit özelliklidir. Yani hepsi erkek olarak dünyaya gelir. Eğer grubun tek dişisi ölürse, en baskın erkek cinsiyet değiştirerek dişiye dönüşür. Bu özellik, üreme düzeninin sürmesini sağlar. Yumurtlama sonrası ise ilginç bir rol değişimi olur: Geçen süre zarfında yumurtaların korunmasından ve havalandırılmasından erkek sorumludur. Sualtı dünyasının en sempatik canlılarından olan anemon balıkları, canlı renkleri, barışçıl davranışları ve ilginç sosyal yapılarıyla büyüleyicidir. Ancak doğal yaşam alanlarının tehdit altında olması, bu türün korunmasını da önemli hale getirmektedir. Tüm sualtı canlıları gibi bu küçük ve sevimli balıklar da doğadaki hassas dengenin simgelerindendir. Bu sebeple doğayı korumak adına elimizden gelen tüm çabayı göstermemiz ve gelecek nesillere yaşanılabilir bir dünya bırakmamız çok önemlidir. Yaşamınızın sualtının renkleri gibi olması dileğiyle…

Yarışma ve Sonuç Belgeleri

İlgili yarışmaya ait yüklenen belgeler aşağıda listelenmiştir.

Açıklama Bağlantı
Yarışma Şartnamesi Şartname İndir
Sonuç Bildirgesi Sonuç Bildirgesi