BUFSAD Osman Önder Kupası 3. Fotoğraf Yarışması
Dijital - Serbest (Tamamı Renkli veya Tamamı Siyah-Beyaz)
İlgili kategoriye ait sonuç bilgileri aşağıda listelenmiştir.
| Fotoğraf | İsim Soyisim | Fotoğraf Adı | Ülke / Şehir |
|---|---|---|---|
| Osman Önder Kupası | |||
|
Fatma SALT | DEVRIMIN KADIN YUZU -1 | Türkiye / Adana |
|
Tanımlayıcı Metin
DEVRIMIN KADIN YÜZÜ
Kadın , toplumsal yaşamın en önemli öğelerinden biridir .
Yaşamın en keskin dönemeçlerinden biri ise toplumun ilerlemesinde önemli yeri olan devrimlerdir.
Küba Devrimi de özellikle kadınlar açısından çok önemli ve anlamlıdır .Bu devrim sayesinde kadınlar üretime daha çok katılabilmiş , ülke yonetiminde daha fazla söz sahibi olabilmişlerdir .
Eşitliğe ve özgürlüğe inanan , özgüvenli Kübalı kadınlar yaşamın her alanında mücadele etmektedirler .Genellikle Küba ‘da ev işleri konusunda da sorumluluk paylaşımı vardır.Okuma yazma oranının yuzde yuz olduğu Küba’da kitap okuma oranları oldukça yüksektir .Çocukların eğitimiyle ilgilenmek kadının ve erkeğin birlikte üstlendiği sorumluluklardandır.
Küba nüfusunun yüzde ellibeşini , iş gücün ise yuzde kırksekizini kadınlar oluşturuyor .Bu oran kadınların iş gücüne kattığı rakamın büyüklüğünü ortaya koymaktadır .
8 Mart Dünya Kadınlar günü Küba ‘da bayram gibi kutlanır .Genellikle erkekler kadınlara hep iltifatta bulunur ,bu bir gelenek gibidir .O günün farklı bir anlamı vardır , örneğin iş yerlerinde kapıda kadınlar çiçekler ve şarkılarla karşılanır .Gün içerisinde neşe içerisinde kadınlara ikramlar hazırlanır .Küba ‘dakı mücadelenin bir parçası olmuş kadınların anlatıldığı sunumlar izlenir .
Küba’da kadınlar sanat alanında da yaratıcıliklarini kullanıyorlar ve yetenekleriyle ön plana çıkıyorlar .Kendi hayatlarına sahip çıkışları yaşamın her alanına ve duruşlarına , bakışlarına , gülüleşlerine yansıyor .Bu şekilde mutlular .Bazen kısıtlı imkanlaradan şikayetçi de olsalar neşelerinden hiçbir şey kaybetmeden yollarına devam ediyorlar .Keyıfle , azimle , dirençle , yol arkadaşlarına verdikleri destekle ve dimdik duruşlarıya Küba ‘nın magrur ve güzel kadınları ..
Onları bazen mutevazi evlerinde hüzünle dışarı bakarken , bazen de kapı önlerinde nese içinde şarkılar soylerken görebiriz .Evelerinde besledikleri köpeklerle oynarken , eşleriyle kitap okurken , sepet örerken , çocugunu gezdirirken ve yasamın her alanında ‘burdayım ‘ derken görebiliriz .Yaşamın zorluklarıyla mücade ederken , hayat arkadaşlarının yanında her türlü olumsuzluğa ragmen duran , yaşam sevinçlerini gözlerinde her daim gördüğümüz Küba ‘nın güzel kadınlarına sevgiyle…
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Muhammet Musab GÜMÜŞ | yesil_cami_mihrap | Türkiye / Kocaeli |
|
Tanımlayıcı Metin
MİHRAPTAN SEMAYA
Mihrap, yalnızca kıbleyi gösteren mimari bir unsur değil; insanın yönünü dış dünyadan iç âleme çevirdiği sessiz bir eşiktir. Bu seri, farklı zamanların ve coğrafyaların taşta, çinide, mermerde ve nakışta bıraktığı izleri aynı bakışta buluşturuyor. Aşağıdan yukarıya yönelen kadrajlar, mihrabın derinliğinden kubbenin sonsuzluğuna uzanan manevi bir yolculuk kuruyor. Her yapıda değişen renk, malzeme ve bezeme; aynı merkeze yönelen ortak bir hafızaya dönüşüyor. Mukarnasların katmanları, geometrinin ritmi ve ışığın yüzeylerdeki hareketi, yeryüzü ile gökyüzü arasında görünmez bir bağ kuruyor. Sekiz farklı mihrap, tek bir soruda birleşiyor: İnsan yönünü bulduğunda yalnız mekâna mı, yoksa kendi özüne mi döner?
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Fatih SARIKAYA | teslimiyet | Türkiye / Konya |
|
Tanımlayıcı Metin
İnsan bazen yol almak için ileriye gitmez; kendi içine yönelir.
Sessizlikle başlayan bu yolculukta beden önce durur, sonra eğilir. Dış dünyanın sesi azaldıkça insanın kendisiyle arasındaki mesafe de değişmeye başlar. Teslimiyet, burada bir son değil; hareketin başladığı eşiktir.
Ardından dönüş gelir. Beden kendi ekseni çevresinde hareket ederken zamanın alışılmış ölçüsü belirsizleşir. Kumaşın çizgileri çözülür, yüzler geri çekilir, hareket biçimin önüne geçer. Dönen beden aynı noktadan tekrar tekrar geçer; fakat her dönüş, onu başladığı yere değil, kendi merkezine biraz daha yaklaştırır.
Bu seri, semayı yalnızca görünen hareketiyle değil; sessizlikten harekete, kapalılıktan açılmaya uzanan bir iç yolculuk olarak ele alıyor. Eğilen bedenler, duran eller, dönen giysiler ve açılan kollar aynı arayışın farklı anlarına dönüşüyor.
Çünkü bazen insanın ulaşmak istediği yer uzakta değildir. Yol dışarıya değil, içeriye uzanır. Dönüş sürdükçe çevre değişmez; değişen, merkeze doğru yol alan insanın kendisidir.
Merkeze doğru…
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Sümeyye ÖZBEN | DEVRAN_1 | Türkiye / Bursa |
|
Tanımlayıcı Metin
DEVRAN
Kapının önünde başlayan bir bekleyiş…
Sessizlik içinde toplanan dervişler, içlerinde görünmeyen bir yolculuğa hazırlanır. Her adım, dışarıdan içeriye; görünenden görünmeyene doğru atılır.
Sonra Ney’in sesi duyulur.
Zaman yavaşlar, beden susar, ruh hareketlenir.
Semazenler dönmeye başladığında artık yalnızca bir beden dönmez; insan, kendi etrafındaki dünyadan sıyrılıp hakikatin merkezine doğru yol alır.
Her dönüşte biraz daha bırakmak her adımda biraz daha yaklaşmak…
Devran, yalnızca bir ritüel değil; insanın kendinden geçerek kendini bulma hâlidir.
Ve dönüş sona erdiğinde geriye sessizlik kalır. Fakat o sessizlikte, içeride başlayan yolculuk devam eder.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Engin GÜNGÖRDÜ | HASAT ZAMANI | Türkiye / Gaziantep |
|
Tanımlayıcı Metin
Topraktan sofraya uzanan döngü, kimi coğrafyalarda doğanın sunduğu doğal ritimlerle şekillenir. Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde kış mevsiminin gelişi, yalnızca soğuyan havayı değil; Savrun Çayı’nın buz gibi sularında hayat bulan zorlu ve kadim bir üretim sürecini haber verir. Çukurova’nın bereketli topraklarından sökülen turplar, tarlalardan doğrudan nehrin akıntısına taşınır ve burada suyun arındırıcı gücüyle buluşur.
Bu fotoğraf serisi; tarım işçilerinin nehir yatağında kurduğu geçici yıkama havuzlarında, dondurucu suyun içinde geçen saatlerini, fiziksel mukavemetini ve toprağın rengini suya bıraktığı dönüşüm anlarını odağına alır. Suyun yüzeyine dökülen binlerce turp, yalnızca çarpıcı bir renk cümbüşü ve grafik bir form oluşturmakla kalmaz; ardında sabahın ilk ışıklarıyla başlayan, diz boyu suda verilen ağır bir bedensel emeğin izlerini taşır. Yıkama havuzlarında basınçlı suyla çamurundan arındırılan mahsul; kadınların ve genç işçilerin ellerinde boylanır, şeffaf çuvallara istiflenir ve nehir kıyısında kusursuz bir ritimle sıralanır.
Kuşbakışı açılardan yakalanan soyut geometrik kompozisyonlar ile suyun içindeki beden dilini aktaran insan merkezli planlar, üretimin makro ve mikro boyutlarını birbirine bağlar. Kırmızı ile suyun gri-çamurlu akıntısı arasındaki kontrast, emeğin sert doğası ile ortaya çıkan görsel estetik arasındaki gerilimi görünür kılar. Çalışma; mevsimlik tarım emeğinin soğuk suyla girdiği bu meşakkatli mücadeleyi, görsel bir tanıklık ve nehir boyunca uzanan kesintisiz bir üretim anlatısı olarak kayda geçirmeyi amaçlamaktadır.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Nuriye ULUSOY | Sokağın Rengi-1 | Türkiye / Ankara |
|
Tanımlayıcı Metin
Sokağın Rengi
Sokağın rengi çalışması; rengarenk boyanmış evlerin, sokaklarını güzelleştiren insanlar üzerinde pozitif etki bırakmasından yola çıkarak hazırladığım fotoğraflardan oluşmaktadır.
Bir evin dışını renklendirmek, sıradan bir tercih değil, bilinçli bir yaşam tarzının göstergesidir. Doğayı ve renklerin enerjisini hayatına davet eden bir kişi, çevresine karşı daha pozitif bir bakış açısına sahip olabilir. Bu birey, rutin hayatın monotonluğunu kırmak için çaba gösterir, yaşam alanını kendine ve etrafındakilere ilham verecek bir hale dönüştürmek ister. Evin dışını renklendirmek, hayatın güzelliklerini paylaşmaya, yaşadığı yeri, sokağını güzelleştirmeye yönelik bir adımdır.
Bir yandan renklendirilen her ev, sahibinin yaşama dair görüşünü ve içsel hislerini ortaya koyarken, diğer yandan çevresindeki insanları da bu pozitif etkiyi paylaşmaya davet eder. Özellikle çocuklar için renkli bir sokak, yaratıcılığı ve hayal gücünü geliştiren bir ortam sunar; bu yüzden renklerin toplum üzerinde de kalıcı bir etkisi vardır.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Erol ÖZDEMIR | Hızın Ritmi_1 | Türkiye / Bilecik |
|
Tanımlayıcı Metin
KONYA VELEDROMU
Konya Veledromu, 1-5 Şubat 2026 tarihlerinde nefes kesen bir pist bisikleti şampiyonasına ev sahipliği yaptı. Türkiye'nin ilk kapalı veledromunda düzenlenen 2026 UEC Elit Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonasında, elit sporcular en iyi dereceyi elde etmek ve madalyaya ulaşmak için pistte adeta rüzgar gibi esti.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Tolga BAŞ | Yolculuk | Türkiye / Çanakkale |
|
Tanımlayıcı Metin
Yüksek rakımlı yaylalarda zaman, kentlerin ritminden bağımsız akar. Burada gün; tamamen doğanın ritmine göre başlar, şekillenir ve sona erer. Bu seri de yaylalarda doğayla mücadele etmek yerine onunla uyum içinde yaşamayı seçen insanların, çocukların ve hayvanların sessiz ama köklü hikayesidir.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Fırat KIZTANRI | saman taşıma | Türkiye / Mardin |
|
Tanımlayıcı Metin
Koçerlerin Zorlu Mücadelesi
Bingöl’ün çetin kış şartlarında hayat, karla kaplı yolların ve soğuk günlerin arasında devam eder. Bir aile için her sabah, sürünün ihtiyaçlarıyla başlar. Karın üzerinde taşınan saman ve yemler, yemliklere doldurulur; koyunlar ve kuzular soğuğa rağmen beslenir. Çünkü bu sürü, ailenin geçimi ve geleceğidir.
Günün bir başka telaşı ise süt sağımıdır. Soğuk havaya aldırmadan ahıra giren aile, yıllardır süregelen emekle sütünü sağar. Sağlanan süt, yalnızca sofraya ulaşan bir ürün değil; yoğurda, peynire ve diğer süt ürünlerine dönüşerek emeğin karşılığını yaşatır.
Bingöl’ün beyaz örtüsü altında süren bu yaşam, doğayla mücadelenin ötesinde bir dayanışma hikâyesidir. Her taşınan yem, her sağılan süt ve her üretilen ürün; toprağa, hayvana ve emeğe bağlılığın sessiz bir anlatısıdır.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Fatma BAKU | Sokaktaki insan | Türkiye / İzmir |
|
Tanımlayıcı Metin
Sokakta İnsan
Bazen bir insanın yürüyüşü, bir bankta bıraktığı sessizlik ya da başka biriyle paylaştığı yol, hayatın kendisini anlatmaya yeter.
Bu çalışmam insanın sokaktaki varlığını ve yaşadığı mekânla kurduğu sessiz diyaloğu görünür kılma çabasıdır. Sokak; karşılaşmaların, yalnızlıkların, birlikteliklerin ve küçük hayat hikâyelerinin bir araya geldiği bir sahnedir. İnsan kimi zaman yalnız, kimi zaman bir başkasıyla, kimi zaman da bir hayvanla bu sahnenin parçası olur.
Ağaçlar, banklar, gökyüzü , rüzgar ve boşluklar ise bu hikâyelere eşlik eden sessiz tanıklardır. Fotoğraflarımda insanı yalnızca bir özne olarak değil, çevresiyle birlikte anlam kazanan bir bütünün parçası olarak düşünüyorum.
Benim için bu fotoğraflar, sokakta rastlanan sıradan anların aslında ne kadar güçlü duygular taşıyabileceğini anlatıyor. Her kare, hayatın içinden sessiz bir hikâye ve insanın mekânda bıraktığı küçük bir izdir.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Furkan TAŞCI | jeepciler 1 | Türkiye / Bursa |
|
Tanımlayıcı Metin
JEEPCİLER
Bu hikayede nesilden nesile aktarılan tutkunun adı Jeep. Memlekette “Jeepçi Recep” olarak tanınan rahmetli dedem, yıllar boyunca bu araçlarla sadece ilgilenmedi; onların tamirini, bakımını ve yaşatılmasını sağladı. Zamanla dayılarım da babalarının izinden giderek aynı tutkuyu benimsedi ve Jeep tamiriyle uğraşmaya başladı. Yaklaşık on yıllık bir süreçte çektiğim fotoğraflarımda özellikle tecrübe, emek ve kuşaklar boyu devam eden bir tutkuyu yansıtmaya çalıştım.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Halit BOZKUŞ | Gölge Oyunları 1 | Türkiye / Bursa |
|
Tanımlayıcı Metin
GÖLGE OYUNLARI
Kuşbakışı perspektifle yakalanan bu seri, yeşil sahanın üzerindeki çizgileri, oyuncuların konumlarını ve hareket halindeki gölgelerini tekil birer kare olmaktan çıkarıp taktiksel bir bütünlüğe dönüştürüyor. Havadan bakıldığında futbol, sadece bir spor dalı olmanın ötesinde çizgiler ve gölgelerle yazılan dinamik bir geometri dansına evriliyor.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Sevgi ÇALIŞ | Köşebaşı | Türkiye / İstanbul |
|
Tanımlayıcı Metin
Tarihi binaların köşe başlarından hem mimari görüntüler hem de sokaklarda ki yaşamlardan kesitler.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Ilker DİNÇER | Er Meydanı-1 | Türkiye / Tekirdağ |
|
Tanımlayıcı Metin
ER MEYDANI
Bitmeyen Güreşin Efsanesi” Kırkpınar’da, Er Meydanı’nın çimleri zeytinyağı ile buluşmadan çok önce başlar pehlivanların hikâyesi. Merdivenlerin gölgesinde, deri kıspetin paçalarındaki bağlar sıkıca çekilir; zira o bağlar yalnızca bir giysiyi değil, asırlık bir geleneğe verilen sözü tutar. Bekleyişin sessizliği, yağın tenle buluşmasıyla bozulur; bakır ibrikten dökülen zeytinyağı omuzlardan aşağı süzülürken, pehlivanın bedenine yayılan bu parlaklık sadece fiziksel güç değil, manevi bir hazırlığın da simgesidir. Güneşin altında ter ve yağ birbirine karışırken, sırt sırta veren pehlivanlar derin bir konsantrasyona gömülür; birazdan rakip olacaklarını bilerek aynı heyecanı ve aynı dua yüklü anı paylaşırlar. Hakemin işaretiyle birlikte zaman durur ve Er Meydanı'nda çarpışan bedenlerin, dökülen alın terinin, toprağa kazınan ayak izlerinin amansız mücadelesi başlar. Kimi zaman bir hamle, bir oyun, gökyüzüne doğru yankılanan bir zafer çığlığıyla taçlanır; tribünlere doğru yükselen o eller, sadece rakibini değil, kendi sınırlarını da aşmış olmanın nişanesidir. Kimi zaman da zaferin hemen yanı başında sessiz bir keder yankılanır; yüzünü avuçlarına gömüp dizlerini karnına çeken pehlivan, yenilginin de bu meydanın bir parçası olduğunu olgunlukla kabul eder. Ancak Kırkpınar sadece bir kazanma ve kaybetme savaşı değildir; yağın tüm zorluğuna rağmen estetiğin, tekniğin ve geleneğin bir gösterisidir. Mücadelenin sonunda, dökülen her damla terin ve çekilen her acının en yüce karşılığı, al bayrağın tribünlere doğru kaldırıldığı andır. Bu, asırlık mirasın geleceğe taşındığının ve geleneğin zaferinin resmidir.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Ramiz AKAR | Tozlu Yolculuk | Türkiye / Malatya |
|
Tanımlayıcı Metin
Bitlis'in Tatvan İlçesinde çobanların sürülerle Tozlu Yolculuk hikayesi. Alınteri, emek ve özveri.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Gülcan ELLIALTI | Haydarpaşa'da Zaman-1 | Türkiye / İstanbul |
|
Tanımlayıcı Metin
Haydarpaşa’da ZamanTrenlerin sustuğu, rayların boş kaldığı Haydarpaşa Garı, artık yolcuları değil, geçmişin ve sessizliğin hatıralarını ağırlıyor. Anadolu’ya açılan o eski kavuşma ve ayrılık kapısı, şimdilerde zamanın donup kaldığı hüzünlü ve nostaljik bir sığınak.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Deniz MÜFTI | Merkez Efendi Mezarlığı -1 | Türkiye / İstanbul |
|
Tanımlayıcı Metin
Merkez Efendi Mezarlığı: İstanbul’un Sessiz Hafızası
Zeytinburnu’nda yer alan Merkez Efendi Mezarlığı, 16. yüzyıldan bu yana Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet dönemlerinin izlerini taşıyan, İstanbul’un en eski manevi alanlarından biridir.
Yalnızca hayatını kaybedenlerin son durağı değil, aynı zamanda köklü bir kültürel hafızanın sessiz koruyucusudur. Devlet adamlarından dinî şahsiyetlere, edebiyatçılardan bilim insanlarına ve sanatçılara kadar farklı dönemlerin insanları burada yan yana, aynı sessizliğin içinde dinlenmektedir.
Asırlık ağaçların gölgesinde sessizce duran mezar taşları, geçmiş kuşakların estetik anlayışını, inançlarını ve zarafetini günümüze taşır. Bir gülün soluşunda, bir ismin silinişinde, uzaklardan gelen bir adımın yankısında; ölümün ve yaşamın izleri aynı anda hissedilir.
Bu fotoğraflar, Merkez Efendi Mezarlığı’nın sessiz dokusu içinde hatırlamanın, zamana direnmenin ve insan olmanın izlerini takip ediyor.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Ayses UNGAN | ölüler günü-1 | Türkiye / İzmir |
|
Tanımlayıcı Metin
ÖLÜLER GÜNÜ FESTİVALİ
Ölüler Günü , birkaç bin yıl önce, ölülere yas tutmayı saygısızlık olarak gören Aztek halklarıyla ortaya çıktı. Ölüler hala topluluğun üyeleriydi, hafızasında ve ruhunda canlı tutuldu ve geçici olarak Dünya’ya döndüler.
Ölüler Günü, vefat eden aile üyelerini arkadaşlarını, sevdiklerini onurlandırmak ve anmak için bir araya geldikleri festivaldir. Aztekler gerçek ölüm , kişi unutulduğunda olur inancını taşımaktadır.
Ölüler Günü, özellikle Meksika da gece gündüz her saat sokaklara dökülen renklerin ve hayatın öne çıktığı son derece sosyal bir kutlama etkinliğidir.
Duygusal bölümlerin çokça yaşandığı coşku, heyecan, neşe ve huzur içinde kutlanan, uluslararası üne sahip bu festivalde bulunmak beni çok etkilemişti. Özellikle makyaj ustalarının özenli çalışmaları ve renkleri dikkatimi çekmişti. Benim amacım , hem sanatçı hem de uygulama yapılan insanların davranış biçimleri , ne sonuç çıkacağını bilmeden sabır ve neşeyle beklemeleri , o sırada arkadaşları ile olan diyalogları , makyajda kullanılan renkler , farklı tarz ve karakterde ki makyaj stilleri ve oluşan eserleri fotoğraflarıma yansıtabilmekti.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Ibrahim UTANIR | Sürünün ritmi 1 | Türkiye / Bursa |
|
Tanımlayıcı Metin
Sürünün ritmi: Doğada ritim bazen bir sesle değil, hareketle duyulur. Yılkı atlarının yaşamında her birey, sürünün ortak akışının bir parçasıdır. Tozun içinde birbirine karışan gövdeler, suya uzanan adımlar ve birbirini kollayan bakışlar, onları görünmez bir bağla bir arada tutar. Bir yavru annesinin gölgesinde büyürken, bir diğeri kalabalığın içinden ayrılıp kendi yolunu arar. Bazen yan yana, bazen yalnız; her biri aynı ritmin içinde var olur. Işık değişir, toz yükselir, su dağılır; geriye birlikte yaşamanın sessiz izleri kalır. “Sürünün Ritmi”, aynı yolu paylaşan, büyüyen, ayrılan ve yeniden birbirine karışan hayatların hikayesidir.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Neşe ÇELEN | hayat 1 | Türkiye / Eskişehir |
|
Tanımlayıcı Metin
HAYAT
Genelde estetiği
daha düzgün, daha kusursuz, daha güzel olanda arıyoruz.
Ben ise bu çalışmamda
üstüne basıp geçtiğimiz kuru yapraklara
biraz daha yakından baktım.
Yaklaştıkça şunu gördüm:
O ince damarlar, o kırılgan izler…
sanki hayatın içinden geçen yollar gibi.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Nesrin KILIÇ | Son Çan Ustası 1 | Türkiye / Manisa |
|
Tanımlayıcı Metin
SON ÇAN USTASI
Manisa’nın Demirci ilçesinde, yılların birikimini ellerinde taşıyan Mustafa Sabancı, unutulmaya yüz tutmuş çan ustalığını geleneksel yöntemlerle sürdüren son ustalardan biri. Ateşin karşısında, sabır ve emekle şekillenen her çan; yalnızca bir zanaat ürününü değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültürel mirası da yaşatıyor.
Ancak bu hikâyenin sessiz bir hüznü var: Ustanın yanında bu mesleği öğrenecek bir çırak yok. Çanların sesi uzaklara ulaşırken, bu kadim zanaatın geleceği sessizliğe doğru yaklaşıyor.
Son Çan Ustası, bir ustanın emeğinden yola çıkarak kaybolmaya yüz tutmuş bir zanaatın, ateşin ve insan elinin hikâyesidir.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Buket DUMAN | DUVARIN ÖTESİ 1 | Türkiye / İzmir |
|
Tanımlayıcı Metin
Mural, yani duvar resmi, kamusal alanları dönüştüren bir sokak sanatı biçimi. Benim için kent; yalnızca binalardan oluşan bir coğrafya değil, içinde yaşayanların belleğini ve düşlerini taşıyan yaşayan bir organizma. Bu seçkide, duvar resimlerinin sürrealist arka planı ile sokağın akışkan gerçekliğini yan yana getirdim. Renkli figürler betonlar arasında sıkışan insana birer kaçış noktası sunarken; ön plandaki yayalar, çocuklar ve emekçiler bu kurgusal dünyanın gerçek sahipleri olarak yer alıyor. Her bir kare, kentin duvarlarına kazınmış hayallerle oradan geçen insan öyküleri arasındaki sessiz diyaloğu belgesel bir estetikle görünür kılıyor."
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Muhammet ÖZEN | kirsalda_kadin_1 | Türkiye / Konya |
|
Tanımlayıcı Metin
Kırsalda Kadın Olmak
Kırsal yaşamın dokusu, toprağın bereketi ve emeğin sıcaklığı, Anadolu kadınının ellerinde hayat buluyor. Günün ilk ışıklarıyla başlayan çileli ama bir o kadar da onurlu yaşam mücadelesi, bazen çilek tarlalarında eğilerek, bazen elma bahçelerinde uzanarak, bazen de arı kovanları arasında şefkatle devam ediyor. Dağların zirvesinden ovaların derinliğine kadar uzanan bu hikâyede kadın, sadece toprağın değil, ailenin ve geleneklerin de koruyucusu. Kirazları özenle kasalara yerleştirirken gözlerindeki umut, pekmez kazanlarını karıştırırken yüzündeki sabır, koyun sürüsünün önünde yürürken ki duruşu; onun güçlü ve çok yönlü kimliğini gözler önüne seriyor. Mantarları yetiştirirken sergilediği modern tarım vizyonu Hamuru açarken gösterdiği geleneksel maharet, ile birleşiyor. Kırsalda kadın olmak; üretmektir, paylaşmaktır, yaşamaktır; her mevsim değişen doğaya inat, değişmeyen bir azimle hayata tutunmaktır. Bu seri, toprağın ve hayatın yükünü omuzlayan tüm kadınlara bir saygı duruşu niteliğindedir.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
İsmail AYBEY | çömlek-1 | Türkiye / Manisa |
|
Tanımlayıcı Metin
Toprağın suyla buluştuğu, ateşle pişip ölümsüzleştiği kadim bir zanaat: Çömlekçilik. Bir ustanın elinde şekillenen çamur, yalnızca bir obje değil; asırlık bir gelenek, sabır ve estetiğin ruh bulmuş halidir. Dönen çarkın ritmi, ustanın nasırlı ellerindeki derin çizgilere karışırken; atölyenin loş ışığında süzülen toprak tozları büyüleyici bir görsel atmosfer oluşturur. Fotoğraf kadrajında çömlek sanatı; dokunun, ışık-gölge oyunlarının ve insan emeğinin en yalın hikâyesidir. Islak çamurun yüzeyindeki parıltı, fırın alevlerinin ustanın yüzüne vuran sıcak tonları ve toprağa yön veren parmakların zarafeti, emeğin en güzel yansıması.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Özge ASLANKARA | Kırgızistanda hayat1 | Türkiye / Denizli |
|
Tanımlayıcı Metin
Hem uzak hem yakın Kırgızistan;Bize kültür olarak çok yakın, fakat coğrafya olarak çok uzak.. Atalarımızın toprakları... Orta Asya’nın kalbi.. 7 bağımsız Türk Devletlerinden bir tanesi..Manas destanının doğduğu, güler yüzlü insanların yaşadığı, tanrı dağlarının nefes olduğu ülke..Göçebe yaşamaya ipek yolu üzerinde devam eden, atın binek bir obje değil hayatın manası anlamına geldiği, yaşamları boyunca at üzerinde olan, ok atan, kartal evcilleştiren ülke..Oba olarak bildiğimiz “boz-üy” lerin 40 kollu sarı güneşi, 40 manas destanını, 40 bağımsız Türk boyunu; içinde temsil eden sembollerle Kırgız Yörük çadırlarında yaşayan kırmızının cesareti, sarı güneşin ise; barış ve zenginliği ifade ettiği ülke. Bunları sizinle paylaşmak, kültürler arası bir köprü olmak, kalemimin yazdığını, deklanşöre basarak anlatmak istedim. His-edin, çekiyorum!
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Ayşe Serap DENIZ | ''Geleneksel el sanatlarımız 1'' | Türkiye / Adana |
|
Tanımlayıcı Metin
GELENEKSEL EL SANATLARIMIZ;
Geçmişi hatırlayıp ah çektiğimiz ne çok şey vardır.
Özellikle yaşı elli ve üzeri olanlar sokaktan gelen’’kalaycııı’’ ya da ‘’hallaç geldi’’sesini ne çok duymuşuzdur.Sanayi ve teknolojinin gelişmesiyle bu sesler duyulmaz oldu.Herşey fabrikasyon herşey makine üretimi haline geldi.Elleri simsiyah bileyiciler,nasırlı elleri ile bakırcılar,marangozlar daha sayamayacağım geçmişimizde iz bırakan zanaatkarlar,türlü sanata gönül vermiş insanlar.
Hiçbir fabrikasyon ürün,bu yaratıcı ellerden çıkan alın teri ve göz nuru ile hayatımıza giren eserler kadar kıymetli değildir.Bunları teker teker anlatmak yerine gözlerinize bir şölen sunmak istedim.
…
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Kenan ÖZKAN | balıkesir liseli keşşaflar1 | Türkiye / Balıkesir |
|
Tanımlayıcı Metin
OKULDAN CEPHEYE: KEŞŞAFLARIN YÜRÜYÜŞÜ (BALIKESİR LİSESİ KEŞŞAFLAR)
Balıkesir Lisesi öğrencileri ve mezunları, I. Dünya Savaşı ve Çanakkale Savaşı'nda şehit düşen izci atalarının hatırasını yaşatmak için her yıl anlamlı bir anma yürüyüşü düzenlemektedir.
1914–1916 yılları arasında okulun 100 keşşaf (izci) öğrencisi gönüllü olarak cepheye gitmiş ve bu vatansever gençlerin 94'ü şehit düşmüştür. Tüm öğrenci ve öğretmenlerinin cephede olması nedeniyle Balıkesir Lisesi, 1917 ve 1918 yıllarında hiç mezun verememiştir.
Günümüzdeki anma etkinliklerinde katılımcılar, dönemin keşşaf kıyafetlerini simgeleyen izci üniformaları ve Enveriye şapkaları giyer. Tarihî okul binası önünde başlayan yürüyüşte, eski askerlik şubesinde temsili sülüs belgeleri alınır. Zağnos Paşa Camisi’nde askerlere kına yakma geleneği sembolik olarak canlandırılır. Şehir merkezinden tren garına kadar süren bu saygı yürüyüşü, Balıkesir Garı’ndaki temsili uğurlama töreniyle son bulur.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
İzzet AKDOĞAN | yaşam savaşı-1 | Türkiye / Van |
|
Tanımlayıcı Metin
YAŞAM SAVAŞI; Van Gölü'ne özgü inci kefali balıkları, her yıl 15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında nesillerini sürdürmek için akıntının tersine tatlı sulara doğru büyüleyici ve zorlu bir göç yolculuğu gerçekleştirir. "Uçan balık" olarak da bilinen bu küçük canlılar, şelaleleri ve engelleri aşmak için sudan yukarı zıplarken, bölgedeki martılar da bu anı bekleyerek doğanın muazzam bir beslenme ve yaşam mücadelesi döngüsünü gözler önüne serer.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Gökçen YENICE | AŞKA UÇMAK 1 | Türkiye / Muğla |
|
Tanımlayıcı Metin
AŞKA UÇMAK
Düğün Gecesi anlamına gelen Şeb-i Arus Mevlevilikte, Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin öldüğü gecedir ve Mevlana Celaleddin-i Rumi bu geceyi sevgiliye kavuşma gecesi olarak olarak adlandırır. Sema gösterisinin ve kıyafetlerin her birinin farklı anlamları vardır. Sema, kainatın dönüşünü temsil eder. Sikke mezar taşını, tende(beyaz elbise) nefsin kefenini ve hırka kabri simgeler. Sağ elin yukarıya ,sol elin ise aşağıya bakması Haktan alıp, halka vermeyi temsil etmektedir. Ayak vurmak, nefsin sınırsız ve doyumsuz isteklerini ayaklar altına alıp ezmek ve onunla mücadele edip nefsi mağlup etmektir. (Bkz.https://www.kulturportali.gov.tr/portal/mevlevisematoreni) Semazenler ; tüm dünyevi zevklerini ve nefsini artık mezara gömmüş , kendisini sonsuz sevgiliye açmış , tıpkı güneşin etrafında dönen gezegenler gibi kainatın sırrını taşırcasına yaradanının etrafında dönen kişileri simgeler. Ölüm ise onlar için bir son değil , bir başlangıçtır. Kısacası artık zaman "Aşka Uçmak " vaktidir.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Irem Gölay IZMITLI YILDIRIM | Bir_Çizgide_Tutunmak_1 | Türkiye / Ankara |
|
Tanımlayıcı Metin
Syedra Antik Kenti’nin en yüksek tepesinde, gün batımında rüzgarın yaladığı tek bir sap bile bir dünyaya dönüşüyor. Bu seri, ayakta kalmanın en sade halini, tutunmayı anlatıyor. Kimi kanadına ışığı almış, kimi zırhına, kimi ağına asılı. Hepsi aynı ince çizgide, düşmemek için direniyor. Binlerce yıldır taşları aşınan bu tepede, yaşam hala en küçük canlılarda aynı inatla devam ediyor.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Muzaffer TEMEL | TORAK-1 | Türkiye / Konya |
|
Tanımlayıcı Metin
Türk’ün kömürle olan kadim ilişkisi, tarihin sisli sayfalarında, efsanelerin dumanlı zirvesinde başlar. Ergenekon Destanı’nda, dağın bağrına bir kat odun, bir kat kömür dizerek yeniden doğar bir millet. Dağları eritip demiri döven o inanç, yüzyıllar boyunca şekil değiştirir; Oğuz boylarının izini sürerek mangalın sıcağında, közün kıyısında hayat bulur.
Asırlardır yüreğimizde yanan bu ateş, sadece ısınmak için değil, bir araya gelmek, paylaşmak, sohbet etmek içindir. Kah az şekerli bir kahvenin dumanında saklanır, kah nargilenin fokurtusunda dile gelir. Gün gelir, ailece çıkılan bir pikniğin neşesine ortak olur. Türk denince dünya artık yalnızca bozkırları, halıları değil, bir mangalın başında şiş çeviren, dumanla dost olmuş insanları da hatırlar.
Mangal, Anadolu’nun balkonunda, bahçesinde, bagajında kendine bir yer bulur. Güneşin kendini azıcık gösterdiği her tatil gününde, bir göl kenarında, bir ağaç gölgesinde hatta bir otoyol refüjünde bile mangalın dumanı yükselir; sohbet başlar, közde pişen etin kokusu uzaklara yayılır.
Ne var ki bu keyfin, bu kokunun ardında görünmeyen, bilinmeyen, çoğu zaman hissedilmeyen bir emek yatar. Mangal kömürünün ardındaki alın teri, gözyaşı ve sabır, kimi zaman elektriği, suyu, okulu, marketi olmayan çadır hayatlarının içinde şekillenir. Bugün dahi ülkemizde yaklaşık 1,5 ila 2 milyon insan, bu işten nafakasını çıkarmaya çalışmaktadır. Torakçılık adı verilen bu emek dolu iş, hâlâ Anadolu’nun ormanlarında sessizce sürmektedir.
Kömür üretimi, teknolojik yöntemlerle, kapalı metal fırınlarda, “retort” adı verilen sistemlerde daha kontrollü ve çevreci bir şekilde yapılabiliyor olsa da; hâlâ doğayla iç içe, zorlu koşullarda torak kuran, odun dizen, toprakla uğraşan insanlar var. Zira bu iş sadece bir üretim değil, aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan bir gelenek, bir yaşam biçimi.
Torak nasıl kurulur, nasıl yanar, nasıl izlenir… Merakla dinliyoruz. Önce sırıklarla desteklenen odunlar, büyük bir dikkatle diziliyor. Ardından üstü gazel ve samanla örtülüyor, en son ise toprakla kaplanıyor. Bu örtü, içerideki yanmayı kontrollü hale getiriyor. Rüzgarsız bir günde ateş veriliyor ve sonra... Sabırla bekleniyor. Tıpkı bir bebek gibi izleniyor torak. Kömürleşme süreci 75 ila 105 saat arasında değişiyor. Her dört ton odundan sadece bir ton kömür elde edilebiliyor. Ocak açıldığında, çıkan kömür iriliklerine göre ayrılıyor, çuvallanıyor, satılmak üzere hazırlanıyor.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Ömer SARITAŞ | blaundos01 | Türkiye / Uşak |
|
Tanımlayıcı Metin
Her ne kadar zamanla yalnız kalsa da Blaundos, Uşak’ın geçmişten bugüne taşıdığı önemli izlerden biri. Helenistik dönemde kurulan bu antik kent, farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptı. Zamanla yapıları yıprandı, taşları sessizliğe kaldı. Bugün devam eden kazı ve restorasyon çalışmalarıyla geçmiş yeniden gün yüzüne çıkıyor. Biz fotoğrafçılar ise bu sessizliğin içinde geçmişe tanıklık ediyoruz. Gündüz taşların izlerini, gece ise Samanyolu’nun altında zamanın sonsuzluğunu izliyoruz. Her kazıda biraz daha geçmişe gidilirken, biz de fotoğraflarımızla bugüne ulaşan bu hikâyeyi kayda geçiriyoruz. İnsanlar ve medeniyetler gelip geçiyor; taşlar kalıyor, gökyüzü tanıklık etmeye devam ediyor.
|
|||
| 2. Tur Başarılı | |||
|
Kübra ARİ | DÜNYANIN RENGİ SOLDU 1 | Türkiye / Bursa |
|
Tanımlayıcı Metin
DÜNYANIN RENGİ SOLDU
ÜÇ MAYMUN
Ben bir kadındım, her şeyden önce insan olduğumu unuttukları
İsimlerim çoktu benim
Evlattım, kardeştim, sevgiliydim, eştim, anneydim
Her ismin içinde eksilendim
Bir sokakta rahatlıkla taciz edilen
Beynimin, bedenimin istemediği canavarlar tarafından tecavüz edilen
Üç maymunu oynayanlar arasında katledilendim.
Görünür olduğum halde görünmeyendim.
Yorgundum, bitkindim.
Her hücresi kanayan, kanatılandım.
Üç maymunu oynamak onun var olduğu gerçeğini değiştirir mi?
Bir hakikat, siz gözünüzü, kulağınızı kapatıp konuşmasanız bile ordadır. Fotoğraflarımda, bu üç eylemi gerçekleştiremeyen kesimde olan biri olarak içimde ki isyan ateşini, kadına yönelik her eylemin (şiddet, taciz, tecavüz, ölüm …) acı ve rahatsız edici tarafına değinmek istedim. Kadın ölümleri ülkemizin ve dünyanın kanayan yarası, bu yüzyılda hala ayrımcılığa uğramak bu zihniyetlerin ayıbıdır. Katledilen kadınlar bir sayıdan ibaret değildir. Dört duvar arkasında yanında olamadığımız kadınlarımızla arada ki mesafeyi ve maruz kaldıkları şiddeti anlatmak istedim.
|
|||
| 2. Tur Başarılı | |||
|
Ergün KARADAĞ | bir kötü bellek COVID-1 | Türkiye / Şanlıurfa |
|
Tanımlayıcı Metin
BİR KÖTÜ BELLEK ,COVİD
Covid-19, corona virüs ,artık herkesin ezbere bildiği ve mücadelede ne kadar geç kalırsak ,o kadar çok hayatımızda olacak olan salgın hastalıktı. Önlenebilir bir hastalık olması ortadaydı. İnsanların duyarlılığının olması, hijyen kurallarına dikkat edilmesi, maske takmak, aşılama , ana kurallardı.
Hayatı her konuda güzelliğiyle yaşamak bizlerin elinde , ama bazen de, hayatın rengi siyah da olabiliyor. İnsanlara güzelliklerin farkındalığı adına siyahı da göstermemiz ,acıyı da hatırlatmamız gerekiyor
Covid hastalığının seyri artık herkes tarafından biliniyor. Geç kalındığında tedavi zorlaşıp yoğun bakıma alınıyor, ölümler oluyordu.
Dünyanın varlığından beri , salgın hastalıklar neredeyse yüzyıl arayla tekrarlanmakta ve bir çok acıyı ardında bırakarak çekip gitmekte.
Yüz yılda bir olan bu salgınları, bir daha olmayacak diye asla unutmamalıyız.
Covid eski formunda olmasa da, hala semptomları ölümcül olmayan haliyle hala aramızda.
Bizler , aslında her şeyi hemen unutan hafızalara sahibiz.
Yaşamı, elimizde tutacak kuralları hiç unutmamalıyız.
Yaşadığımız bu dünya da, umarız acı verici olaylar tekrar yaşanmaz.
|
|||
| 2. Tur Başarılı | |||
|
Elmas CUMCU | shams | Türkiye / Trabzon |
|
Tanımlayıcı Metin
SHAMS’IN HİKÂYESİ
Halep’ten savaş nedeniyle ayrılmak zorunda kalan Shams ve ailesi, yaşamlarını yeniden kurabilmek umuduyla Trabzon’un Esentepe Mahallesi’ne sığındı. Ancak göçle başlayan zorlu yaşam mücadelesi, mahallenin kentsel dönüşüme uğraması ve mültecilerin yerleştirildiği evlerin yıkılmasıyla daha da ağırlaştı.
“Shams’ın Hikâyesi”, yalnızca bir göç öyküsü değil; yerinden edilmenin, yoksulluğun, kadın olmanın ve bütün bunlara rağmen hayata tutunma çabasının görsel anlatısıdır.
Savaşın gölgesinde büyüyen Shams, eğitim hakkından mahrum bırakıldı. Çocukluğu ile yetişkinlik arasında sıkıştı. Daha 13 yaşındayken, bir çocuk için olması gereken okulun ve oyunun yerini evlilik düşüncesi aldı. 16 yaşına geldiğinde ise ailesinin seçtiği Abdul ile evlendirildi.
2016–2023 yılları arasında çekilen fotoğraflar, Shams’ın sokaklarda büyüyen çocukluğundan genç kadınlığa uzanan hikâyesine tanıklık ediyor. Oyun ile gerçeklik, çocukluk ile yetişkinlik, umut ile zorunluluk arasında sıkışmış bir hayatın izlerini taşıyor.
“Coğrafya kaderdir” sözü, Shams’ın hayatında soyut bir söz olmaktan çıkar; çünkü bazen annelerin yaşadığı hayat, kızlarının kaderine dönüşür. ve kızlarının çeyizi olur.
2025 yılında Shams ve eşi Suriye’ye döndü. Üç kız çocuğuyla birlikte, ağır yaşam koşulları altında bir çadırda hayatlarını sürdürmeye devam ediyorlar.
|
|||
| 2. Tur Başarılı | |||
|
Ebru BAYSAN | koza1 | Türkiye / Eskişehir |
|
Tanımlayıcı Metin
KOZA
Doğum ile ölüm arasında sıkışmış bir hayata sahibiz. Etrafımız insanlarla çevrili olsa da zaman zaman kendimizi çaresiz, değersiz ve derin bir yalnızlığın içinde buluruz. Gerçek yalnızlık nedir? Kendi zihnimizde kapalı ve kilitli kaldığımızı fark etmek mi? Öyle bir yer ki ne bir başkası oraya girebilir ne de insan oradan kolayca çıkabilir. “Neredeyim?” ve “Neden buradayım?” soruları, aslında insanın varoluşu karşısındaki yalnızlığıdır. Ekspresyonizm anlayışını benimsediğim bu projede, pictorial fotoğraf tekniği aracılığıyla esaret kavramını ele alıyorum. Asıl amaç, görünen gerçeklikten çok iç dünyanın görünür hâle gelmesidir. Proje, genç bir kadının kendi çökmüş zihninden çıkma mücadelesini anlatır. Eski bina, karakterin zihninin imgeselleştirilmiş halidir; yıkıntılar, çatlaklar ve karanlık boşluklar onun içsel çözülüşünü temsil eder. Bu çalışma, insanın kendi benliği içinde hapsoluşunu ve yok oluş karşısındaki çaresiz direnişini göstermeyi amaçlamaktadır.
|
|||
| 2. Tur Başarılı | |||
|
Nilgün TEMEL | Hare 1 | Türkiye / Eskişehir |
|
Tanımlayıcı Metin
HARE
Çoktandır haberleri dinlemek istemiyorum, savaşlar, hırsızlıklar, siyasi
çatışmalar, kadın cinayetleri. İçim kararıyor. Özellikle bir kadın olarak sevgilileri,
eşleri tarafından öldürülen hem cinslerime çok üzülüyorum. Kadın naiftir, kırılgandır,
aynı zamanda da dirençlidir, aydınlıktır, üstüne düşen ışığı yansıtır, şeffaftır, tıpkı
cam gibi. Mutfağımdaki cam bardaklara , avizemdeki cam kristallere baktım. Sonra
ardındaki güçlü kadını gördüm. Cam ve kadın estetiği içimi ferahlattı, geleceğe dair
umutlandım. Kendime kahve yaptım, iyi ki fotoğraf hayatımda dedim.
|
|||
| 2. Tur Başarılı | |||
|
Songül GEYİK | Araftakiler-01 | Türkiye / Adana |
|
Tanımlayıcı Metin
Savaşın, yıkımın ve zorunlu göçün en ağır yükünü, doğup büyüdüğü topraklardan uzakta, bir çadırın bez kumaşı altında hayata tutunmaya çalışan insanlar taşır. Suriye’deki çatışmalardan kaçarak Adana’ya sığınan ve kentin çeperlerinde, tarım arazilerinin kıyısında çadır kentlerde yaşam mücadelesi veren aileler için hayat, belirsizlik ile ayakta kalma direnci arasında gidip gelen zorlu bir süreçtir.Adana’nın yakıcı sıcağında ya da kışın dondurucu yağmurlarında, derme çatma çadırlar hem bir sığınak hem de geçmişle geleceğin kesiştiği bir araftır. Çadır aralarında koşuşturan çocukların gözlerindeki merak, savaşın gölgesine rağmen yaşama tutunma arzusunu yansıtır. Her bir çadırın kapısında, geride bırakılan evlerin, yarıda kalan hayallerin ve kaybolan coğrafyaların sessiz tanıklığı vardır.Objektife Yansıyan Gerçeklik
Bu yaşam alanları, sınırların ve istatistiklerin ötesinde insan hikayelerini barındırır. İyi Seyirler
|
|||
| 2. Tur Başarılı | |||
|
Aylin KIRGÖZOĞLU | Çeper 1 | Türkiye / Bursa |
|
Tanımlayıcı Metin
ÇEPER
Önce boşluk vardı...
Sonra o pürüzsüz, görünmez çeperler yükseldi.
Korumak, dağılmanı engellemek için tasarlanan bu sınırlar; zamanla nefesini daraltan, seni kendi kalıplarına sabitleyen birer cam duvara dönüştü.
Şeffaf çeperlerin ardında; sessiz izleyicilerin gözü önünde, üşürken, yanarken ve boğulurken sen...
Sınırlarını belirleyen artık senin özün değil, dışarıdan dayatılan o kusursuz formdu.
Çıkış yolu neydi peki?
Ona teslim olmak mı, o bardağı kırmak mı, yoksa o kutsal kırmızı kurdeleyi fırlatıp atmak mı?
Şekil aldıkça, almayı kabul ettikçe silinen kimliklerin hikayesi bu.
|
|||
| 2. Tur Başarılı | |||
|
Ercan ENTERLI | Time Stack 1 | Türkiye / Kırklareli |
|
Tanımlayıcı Metin
Time Stack Sanatı
Fotoğrafçılık anı dondurma sanatı olarak bilinse de, bazı teknikler bize zamanın kendisini tek bir karede toplama gücü verir. Paylaştığım bu çalışmalarda kullandığım time stack (zaman yığını) yöntemi, tam olarak bu felsefenin görsel bir dışa vurumudur. Bu teknik, zamanı tek bir uzun pozlamada eritmek yerine, gökyüzünü adeta dinamik bir tuvale dönüştürür.
Tekniğin özü 1850'lerin başına dayanmakla birlikte, sabit bir kompozisyonda belirli aralıklarla çekilmiş yüzlerce hatta binlerce fotoğrafın dijital ortamda üst üste bindirilmesine dayanır. Havuzun içindeki kurbağalı heykelin, modern mimarinin ve zarif köprünün üzerinde süzülen o fırça darbesi benzeri bulutlar, aslında saatler süren bir hareketin ürünüdür. Klasik çekimlerde bulutlar sis gibi dümdüz görünürken, bu yöntemde her bir bulut kümesinin yapısı korunur ve gökyüzünde çizgisel bir ritim oluşturur.
Sonuç olarak bu fotoğraflar, sadece birer mekan çekimi değil; dakikaların, rüzgarın ve ışık değişimlerinin bir araya gelerek oluşturduğu görsel birer zaman günlüğüdür. Statik olanla dinamik olanın bu uyumu, izleyiciye zamanın akışını bambaşka bir gözle izleme fırsatı sunar.
|
|||
| 2. Tur Başarılı | |||
|
Berke ARAKLI | İran'da Çamur Ritüeli 1 | Türkiye / İstanbul |
|
Tanımlayıcı Metin
İran’da Çamur Ritüeli
Her yıl Aşura gününün sabahında gerçekleştirilen bu kadim ritüel, günümüzde İran’ın yalnızca iki şehrinde yaşatılıyor.
Sabah namazının ardından ateşler yakılıyor, çamurlar hazırlanıyor ve hazırlanan çamur vücudun her yerine sürülüyor. Ardından, çamurun kuruması için ateşlerin etrafında bekleniyor.
İmam Hüseyin’in 1400 yıl önce Kerbela’da yaşadığı trajediyi anmak için gerçekleştirilen bu ritüel, aynı zamanda “Topraktan geldik, toprağa döneceğiz.” anlayışını da taşıyor.
Zulme karşı yapılan bu duruş, bir ritüel olmaktan çıkıyor ve geçmişten bugüne taşınan güçlü bir hafızaya dönüşüyor. İnsanlar bedenlerini çamurla kaplayarak yalnızca bir matem geleneğini sürdürmüyor; Kerbela’da yaşanan acıyı, adaletsizliği ve zulme karşı direnişi kendi bedenlerinde yeniden görünür kılıyor.
|
|||
| 2. Tur Başarılı | |||
|
Cahit NART | Vapur panceresinden_01 | Türkiye / Kocaeli |
|
Tanımlayıcı Metin
VAPUR PENCERESİNDEN
İskeleye yanaşmış olan vapur, yolculuğu bitenleri uğurlamış ve yolculuğuna yeni başlayacakları ise ağırlamaya hazırlanıyor.
Tarihi iskelenin üst kat balkonundan baktığınızda kaşınızda bir vapuru görürsünüz ancak vapurun pencerelerine ayrı ayrı göz gezdirdiğinizde ise farklı hayata sahip insan hallerini görürsünüz;
Kaptanın, köşkünün penceresinden halatların fora edilmesini takip ederek gemisine yol veremeye hazırlanmakta olduğunu,
Yerine oturmuş ve vapurun hareket etmesini beklerken düşüncelere dalmış dışarıyı izleyenleri, kitabının sayfalarında kaybolanları, yemeğini yerken bir yandan arkadaşıyla sohbet edenleri,
Çayını yudumlayanları, telefonuna gömülmüş olanları, şehri ilk kez görüyormuşçasına pencerelere yaklaşmış etrafı izleyen turistleri, çocuğu ile yolculuk yapan anneleri, başını pencereden çıkararak esintiyi yüzünde hissetmeye çalışanları, fotoğraf çekenleri, halatların fora edilmesini izleyenleri görürsünüz.
Her pencerede, başka bir hayatın kısa süreliğine görünen yüzü ve hikayesi yer alır.
İskele balkonundan izleyenlerin bakışları pencereler arasında son bir kez dolaşırken vapur da usul usul iskeleden ayrılmaya başlar.
Geriye, iskele balkonundan bu pencereleri izleyenlerin yansıması kalır.
|
|||
| 2. Tur Başarılı | |||
|
Sevgin CINGÖZ | isli hayatlar-1 | Türkiye / İzmir |
|
Tanımlayıcı Metin
İSLİ HAYATLAR
Torakçı'lar(meşe odununu kömüre dönüştüren emekçiler), çocuklarıyla birlikte yılın yaklaşık yedi ayını memleketlerinden uzakta, meşe ormanlarında geçiriyor Çoluk çocuk ormanlık alanlarda kalan odun kömürü işçilerinin mesaisi, sabahın erken saatlerinde başlıyor. İlkbaharda başlayan mangal kömürü üretimi, kış aylarının gelmesiyle sona eriyor Mangal kömürü emekçileri, gece gündüz demeden kömür ocaklarından yükselen yoğun is ve dumana aldırış etmeden çalışıyor. Çocuklar da bu ağır iş yükünde ailelerine yardımcı oluyor. Bu fotoğraf serisinde emekçi torakçı ailelerin isli hayatlarından kareler izleyeceksiniz.
|
|||
Yarışma ve Sonuç Belgeleri
İlgili yarışmaya ait yüklenen belgeler aşağıda listelenmiştir.
| Açıklama | Bağlantı |
|---|---|
| Yarışma Şartnamesi | Şartname İndir |
| Sonuç Bildirgesi | Sonuç Bildirgesi |
Türkçe