Adıyaman Fotoğraf Yolcuları Derneği 1. Kommagene Kupası
Tamamı Renkli veya Tamamı Siyah-Beyaz
İlgili kategoriye ait sonuç bilgileri aşağıda listelenmiştir.
| Fotoğraf | İsim Soyisim | Fotoğraf Adı | Ülke / Şehir |
|---|---|---|---|
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Gökçen YENICE | İPLİK | Türkiye / Muğla |
|
Tanımlayıcı Metin
YERE SERİLEN MİRAS-MİLAS HALISI
Anadolu Halısı Orta Asya' dan Anadolu 'ya göç eden Türkler' in anayurtlarından beraberlerinde getirdikleri dokuma geleneğine dayanır. Milas yöresi tamamıyla Yörük yerleşkesi olduktan sonra ise, Milas halısı gelişmeye başlamıştır ve “Türk Düğümü” olarak bilinen çift düğümlü halılardır.
Milas halısını çalışmak istediğimi söylediğimde, “dokuma bitti, neden çalışmak istiyorsun?” diye bir soruyla karşılaşmıştım. Tam da bu yüzden çalışmak istiyordum aslında. Milas’ın dağ köylerinde, bitme noktasına gelen dokumacılığın belki de son temsilcileri ile geçirdiğim bu süre zarfında, koyun yününden, kullanılan boyalara kadar her aşamada doğadan beslenen Milas halısını işlerken kadınların kimseye anlatamadıklarını halıya nakşettiklerini gördüm.
Doğayla bağımızın kuvvetli olduğu o renkli yıllardan, daha modern ama renksiz hayatlar yaşadığımız bugünlere geldiğimizde geçmişten geleceğe bir anı bırakabilmektir tek derdim.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Osman DURSUN | çeltik-01 | Türkiye / İstanbul |
|
Tanımlayıcı Metin
ÇELTİK HASADI
Nepal’in yemyeşil vadilerinde, Himalayalar’ın eteklerinde geçen doğal ve etkileyici bir çeltik tarlası sahnesi. Geleneksel kıyafetler içindeki Nepal halkı, modern tarım makineleri olmadan, elle ve basit geleneksel tarım aletleriyle çeltik ekiyor ve hasat ediyor. Çamurlu tarlada çalışan insanların ayak izleri ve ellerindeki toprak, yaşam mücadelesini ve emeği hissettirsin.
Arka planda sislerin arasından yükselen Himalaya dağları, küçük taş ve kerpiç evler, geleneksel köy yaşamını tamamlasın. Tarlalarda suyun ve çeltiklerin üzerine düşen gün doğumu ışıkları altın yansımalar .
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Ilker DİNÇER | Er Meydanı-1 | Türkiye / Tekirdağ |
|
Tanımlayıcı Metin
ER MEYDANI
Bitmeyen Güreşin Efsanesi” Kırkpınar’da, Er Meydanı’nın çimleri zeytinyağı ile buluşmadan çok önce başlar pehlivanların hikâyesi. Merdivenlerin gölgesinde, deri kıspetin paçalarındaki bağlar sıkıca çekilir; zira o bağlar yalnızca bir giysiyi değil, asırlık bir geleneğe verilen sözü tutar. Bekleyişin sessizliği, yağın tenle buluşmasıyla bozulur; bakır ibrikten dökülen zeytinyağı omuzlardan aşağı süzülürken, pehlivanın bedenine yayılan bu parlaklık sadece fiziksel güç değil, manevi bir hazırlığın da simgesidir. Güneşin altında ter ve yağ birbirine karışırken, sırt sırta veren pehlivanlar derin bir konsantrasyona gömülür; birazdan rakip olacaklarını bilerek aynı heyecanı ve aynı dua yüklü anı paylaşırlar. Hakemin işaretiyle birlikte zaman durur ve Er Meydanı'nda çarpışan bedenlerin, dökülen alın terinin, toprağa kazınan ayak izlerinin amansız mücadelesi başlar. Kimi zaman bir hamle, bir oyun, gökyüzüne doğru yankılanan bir zafer çığlığıyla taçlanır; tribünlere doğru yükselen o eller, sadece rakibini değil, kendi sınırlarını da aşmış olmanın nişanesidir. Kimi zaman da zaferin hemen yanı başında sessiz bir keder yankılanır; yüzünü avuçlarına gömüp dizlerini karnına çeken pehlivan, yenilginin de bu meydanın bir parçası olduğunu olgunlukla kabul eder. Ancak Kırkpınar sadece bir kazanma ve kaybetme savaşı değildir; yağın tüm zorluğuna rağmen estetiğin, tekniğin ve geleneğin bir gösterisidir. Mücadelenin sonunda, dökülen her damla terin ve çekilen her acının en yüce karşılığı, al bayrağın tribünlere doğru kaldırıldığı andır. Bu, asırlık mirasın geleceğe taşındığının ve geleneğin zaferinin resmidir.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Mehmet ULUYURT | MADEN | Türkiye / İstanbul |
|
Tanımlayıcı Metin
YERALTI EMEĞİ
Yerin altındaki hayat, yalnızca karanlık galerilerden ve makinelerin sesinden ibaret değildir. Her vardiya; alın teri, dayanışma, dikkat ve sessiz bir cesaretle şekillenir. Bu seri, madencilerin yeraltındaki çalışma ritmini; dar geçitleri, taşınan yükleri, yüzlere yerleşen yorgunluğu ve ışığın karanlıkla kurduğu mücadeleyi anlatmaktadır. Portrelerde ve çalışma anlarında görünen insan, üretimin gerçek merkezidir. Siyah-beyaz dil, madenin sert dokusunu ve emeğin zamansız değerini daha yalın biçimde görünür kılmayı amaçlar.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Erol ÖZDEMIR | Huzura Duruş-1 | Türkiye / Bilecik |
|
Tanımlayıcı Metin
AŞKIN RİTÜELİ: SÜKUTTAN VECDE
Siyahın sükutunda başlayan bu kutsal devran, beyaz eteklerin rüzgarıyla zamansız bir aşka dönüşüyor. Her selam, nefsinden vazgeçişin; her secde, toprağa duyulan derin teslimiyetin sessiz çığlığıdır. Dünya hırkasını semahanenin eşiğinde bırakan ruhlar, kollarını birer kanat gibi göğe açıp huzura dururlar. Bir el Hak’tan alır feyzi, diğer el halka saçar sevgiyi. Bu ne bir dans ne de sıradan bir dönüştür; bu, tenin silindiği, sadece özün kaldığı kozmik bir uyanıştır. Sükutla başlayan yolculuk, sonsuz bir vecd ile nihayete erer ve derviş, Yaradan'ın sessizliğinde kendi hakikatini bulur.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Volkan KARAGÜLLEOĞLU | ANTİKACI 1 | Türkiye / Kocaeli |
|
Tanımlayıcı Metin
Siyah Beyaz Zamanın İçinde: Celal Usta’nın Eseri
Eski bir kentin unutulmuş bir sokağında, zamanın akışı dışarıdaki dünyadan çok daha farklı işler. Paslı kepenklerin arkasında, yılların tozunu ve yaşanmışlıklarını barındıran bu iki katlı dükkân, Celal Usta’nın hayatını adadığı bir mabet gibidir.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Songül GEYİK | Güneşinbeşiğindeüretim-01 | Türkiye / Adana |
|
Tanımlayıcı Metin
Mezopotamya'nın bereketli topraklarında, Kommagene Krallığı'ndan günümüze uzanan tarihi mirasıyla Adıyaman; güneşi, toprağı ve emeği aynı potada buluşturan eşsiz bir üretim merkezidir.
Kadim tarihi yöresel lezzetlerle harmanlayan bu üretim yolculuğunun öne çıkan değerleri:
Adıyaman’ın tescilli ve geleneksel tarımsal değerleri olan badem, nar, kurutmalıklar, Menengiç kahvesi ve susamı kent tarihiyle harmanlayarak yerel kalkınmayı, marka değerini ve kadın/yerel üretici istihdamını artırmayı hedeflemektedir.Bu projemde Adıyamanın tarımsal değerlerine görsel sunumlarımla yer verdim.İyi seyirler
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Engin GÜNGÖRDÜ | KADIN OLMAK | Türkiye / Gaziantep |
|
Tanımlayıcı Metin
Topraktan sofraya uzanan döngü, kimi coğrafyalarda doğanın sunduğu doğal ritimlerle şekillenir. Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde kış mevsiminin gelişi, yalnızca soğuyan havayı değil; Savrun Çayı’nın buz gibi sularında hayat bulan zorlu ve kadim bir üretim sürecini haber verir. Çukurova’nın bereketli topraklarından sökülen turplar, tarlalardan doğrudan nehrin akıntısına taşınır ve burada suyun arındırıcı gücüyle buluşur.
Bu fotoğraf serisi; tarım işçilerinin nehir yatağında kurduğu geçici yıkama havuzlarında, dondurucu suyun içinde geçen saatlerini, fiziksel mukavemetini ve toprağın rengini suya bıraktığı dönüşüm anlarını odağına alır. Suyun yüzeyine dökülen binlerce turp, yalnızca çarpıcı bir renk cümbüşü ve grafik bir form oluşturmakla kalmaz; ardında sabahın ilk ışıklarıyla başlayan, diz boyu suda verilen ağır bir bedensel emeğin izlerini taşır. Yıkama havuzlarında basınçlı suyla çamurundan arındırılan mahsul; kadınların ve genç işçilerin ellerinde boylanır, şeffaf çuvallara istiflenir ve nehir kıyısında kusursuz bir ritimle sıralanır.
Kuşbakışı açılardan yakalanan soyut geometrik kompozisyonlar ile suyun içindeki beden dilini aktaran insan merkezli planlar, üretimin makro ve mikro boyutlarını birbirine bağlar. Kırmızı ile suyun gri-çamurlu akıntısı arasındaki kontrast, emeğin sert doğası ile ortaya çıkan görsel estetik arasındaki gerilimi görünür kılar. Çalışma; mevsimlik tarım emeğinin soğuk suyla girdiği bu meşakkatli mücadeleyi, görsel bir tanıklık ve nehir boyunca uzanan kesintisiz bir üretim anlatısı olarak kayda geçirmeyi amaçlamaktadır.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Mahmut KARACA | hazrlık | Türkiye / Kahramanmaraş |
|
Tanımlayıcı Metin
elemeği göz nuru keçe yapımı özelikle kuzu yününden yapılır ustalarımız öncelikle kuzu yününü makina yardımı ile tiftileme yaparlar daha sonra yere muşanba serip üzerine çatal bir çurbuk ile sererler serim işlemi bittikden sonra rülo haline getirler ve pşirme işemi balar pişirme işlemi dirseklerini kullanarak yaparlar daha sonrada ikinci pişirme işemi başlar sabunla iyice ovalama yapılır bundaki amaç keçenin dağılmaması tümbu işlemlerden sonra kulanıma hazır hale gelir çok faklı alanlarda kulanılır ustalarımıza saygılarımı sunarım.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Nesrin KILIÇ | Döküm 1 | Türkiye / Manisa |
|
Tanımlayıcı Metin
İnsanlık tarihinin en eski mesleklerinden olan, geçmişi M.Ö. 6000 yıllarına dayanan dökümcülük; çok geniş bir alanda, modern çağın ürünlerine hayat veriyor. Yıllar boyunca kaydedilen teknik gelişmelere rağmen, uygulamada temel ilkeler aynı kalmıştır; metaller eritilir, kalıplara dökülür, soğur ve ürün çıkarılır. Sektör çalışanlarının; " Dökümcülüğün zorluğu ancak ona gönül verildiğinde çekilir." sözüyle ifade ettikleri meslekte artık çırak yetişmiyor. Teknolojik gelişmelerle birlikte günümüzde kullanım alanı giderek azalan, neredeyse yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan döküm sektöründe, çalışma koşullarının zorluğu nedeniyle, yetişmiş iş gücü bulmak çok zor hale gelmiştir.
.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Ali TUZCU | askin_dansi1 | Türkiye / Mersin |
|
Tanımlayıcı Metin
AŞKIN DANSI
Dönüş, yalnızca bedenin yaptığı bir hareket değil; insanın kendi içindeki yolculuğun görünür hâlidir. Bu seri, semayı bir ritüel olarak belgelemekten çok, insanın kendini aşma çabasını ve ilahi aşka yönelen sessiz arayışını görünür kılmayı amaçlıyor. Her dönüşte zaman silikleşirken, benlik de yavaş yavaş geride kalıyor. Geriye yalnızca hareketin ritmi, ışığın izleri ve teslimiyetin dinginliği kalıyor. Fotoğraflarda tercih edilen akışkan anlatım, anı dondurmak yerine dönüşün sürekliliğini hissettirmeyi amaçlıyor. Çünkü aşk, tek bir ana sığmaz; insanı dönüştüren, sınırlarını aşmaya davet eden kesintisiz bir yolculuktur. Aşkın Dansı, semazenlerin dönüşünde yalnızca bir geleneği değil, yaşamın en derin renklerinden birini; arayışı, teslimiyeti ve insanın hakikate yönelişini görünür kılmaya çalışan bir anlatıdır.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Harun YALÇIN | Düğüm Düğüm Hafıza: Kuşaktan Kuşağa Kendirin İzi | Türkiye / Gaziantep |
|
Tanımlayıcı Metin
Toprağın bağrından sökülen her bir kendir lifi, yalnızca bir zanaatın değil, bir ailenin ve ortak bir hafızanın sessiz tanığıdır. Sabahın ilk ışıklarıyla avluya serilen o kaba otlar; dedenin sabrı, babanın gücü ve çocuğun meraklı bakışları arasında şekil bulur. Kendir ipi yapmak, bu topraklarda sadece bir geçim kapısı değil; ellerin birbirine dokunarak aktardığı kadim bir hayat dersidir.
Her şey, sert liflerin özenle seçilip taranmasıyla başlar. Yılların çizgilerini taşıyan nasırlı eller, lifleri birbirine kaynaştırırken zamanı da ilmek ilmek dokur. Çıkrığın ritmik ve ahenkli gıcırtısı avluyu doldurduğunda, tecrübe söze dökülmeden genç dimağlara fısıldanır: Doğru gerginlik, dengeli büküm ve bitmeyen bir sebat. Ustanın parmak uçlarındaki ustalık, çırağın heyecanla titreyen ellerine rehberlik eder. Bükülen her lif, tek başına kırılgan olanın bir araya geldiğinde nasıl kopmaz bir bağa dönüştüğünü gösterir.
Bu 8 karelik görsel yolculuk; tohumdan ipe, geçmişten geleceğe uzanan o görünmez köprünün hikâyesidir. Fotoğraflarda yalnızca ter döken bedenleri ve dönen ahşap çıkrıkları değil; sabrın, emeğin ve bağlılığın kuşaktan kuşağa nasıl mühürlendiğini görürüz. Çocuğun babasını izlerken parlayan gözleri, dedenin oğlunun omzuna koyduğu onaylayan eli ve nihayetinde ortaya çıkan o sağlam urgan, geçmişle bugünü sımsıkı birbirine bağlar.
Bugün fabrikaların soğuk çarklarına inat, bu kadim zanaat avlularda yaşamaya ve yaşatılmaya devam ediyor. Çünkü kendir ipi yalnızca yük taşımak için bükülmez; o, bir ailenin köklerini, değerlerini ve ahilik ruhunu yarınlara taşır. Bükülen her bir urgan, nesiller boyu kopmayacak olan kültürel bağımızın en somut, en dirençli ve en zarif düğümüdür.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Berke ARAKLI | Bir Kahvehane Meselesi 1 | Türkiye / İstanbul |
|
Tanımlayıcı Metin
BİR KAHVEHANE MESELESİ
Kahvehane kültürü ülkemizde, özellikle de İstanbul’da, yavaş yavaş kaybolurken hâlâ modernleşmeye direnen, eski alışkanlıklarını ve kendi dünyasını koruyan bazı kahvehaneler var.
Ben de bu seride, kaybolmaya yüz tutmuş bu kahvehane kültürünü fotoğraflamak istedim.
Çünkü çektiğimiz her fotoğraf, aslında yaşadığımız zamana dair bir iz bırakıyor.
“Bir Kahvehane Meselesi” projesi, bugün hâlâ hayatımızın içinde olan ama giderek sessizce kaybolan bu kültüre küçük bir not düşme çabası.
Çünkü kahvehaneler sadece çay içilip kâğıt oynanan yerler değil. İnsanların birbiriyle dertleştiği, mahallelinin buluştuğu, dostlukların kurulduğu; bazen de yalnızlığa ve sessizliğe şahit olan yerler.
Belki de bu yüzden, bir kahvehaneyi fotoğraflamak sadece bir mekânı fotoğraflamak değil; o mekânda yaşanan hayatı, insanları ve zamanın bıraktığı izleri kaydetmek demek.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Sibel BAĞLAN | Göğe Bakalım | Türkiye / Gaziantep |
|
Tanımlayıcı Metin
Anadolu'da yerel köy halkının ve çadırlarda konaklayan mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarının sıcacık, neşe dolu fotoğraflarını karelemek tarifsiz bir duygu. Yaşam şartları bazen ağır olsa da o pozitif enerjileri ortamı renklendiriyor, enerjileri bizlere de geçiyor. Fotoğraf çekerken bazen bir yetişkinle konuşuyor hissi, bazen o çocuk masumiyeti, bazen, utangaçlıkları,... Her halleri ayrı bir güzellik. Ve bizlere her defasında yaşama dair güzel bir şeyler öğretiyorlar sessizce. Fotoğrafları incelerken yüzünüzde farkında olmadan oluşan o tebessüm çok huzur verici değil mi? Çocuk neşemiz daim olsun.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Salih KUŞ | Tarladan_sofraya_cay | Türkiye / Bursa |
|
Tanımlayıcı Metin
TARLADAN SOFRAYA ÇAY
Dünya'nın en fazla çay tüketen ülkesi konumundaki Türkiye yine en çok üretim yapan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alır. Çay bizim için kahvaltı sofralarının vazgeçilmesi yemek sonrası aranan içeceğidir. Her sohbete mutlaka çay eşlik eder. Misafir geldiğinde illa ki çay ikram edilir.
Türkiye'de çay hasadı genellikle üç sürgün zamanı gerçekleşir. Mevsime göre Mayıs ayında başlayan hasat zamanı Ekim ayı sonlarına denk devam eder. En kaliteli çay hasadının yöntemi ise iki buçuk yaprak tekniğidir. Filizlerin üstündeki son açan iki yaprak ve yeni açmakta olan yarım yaprağın hasadı ile gerçekleştirilir. Tarlada yeşil yaprak olarak başlayan çayın serüveni sofralardaki bardaklarda kırmızı süs olarak sonlanır.
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Ismail KARA | peynir yapımı | Türkiye / Adıyaman |
|
Tanımlayıcı Metin
son göçerler
adıyaman da 2015 yılından beri tut ilçesine her sene giden göçerleri fotoğraflamaya çalışıyorum.Bu süre içinde sadece bir fotoğrafçı değil onlarla arkadaş dost ve hatta çoban oldum çünkü yaylaya her çıktığımda bende akşam saat 8/9 gibi onlarla mesaiyeye başlardım onlarla birlikte sabaha kadar koyunların peşinde dolaşırdım.1. fotoğrafta kıl çadırda yağ hazırlama ve annenin eşyaları yıkaması var. Bu fotoğraf benim için çok değerlidir.
ikinci fotoğrafta ise yaşlı bir erkeğin Mehmet amcanın eşi tarafından traş edilmesi var. ikisi yaylanın ulu çınarlarıdır.
3. fotoğrafta kıl çadırda Adıyaman ekmeği yapımını çektim.Yayla da ekmek yapmak biraz daha meşakkatli tabi ki ama tadı harika.
4. fotoğrafta çocukların banyo yapımını fotoğrafladım
5. fotoğrafta yün eğirmeyi fotoğrafladım.
6. fotoğrafta en önemlisi koyun sağımını fotoğrafladım
7. fotoğrafta kadınların hep birlikte peynir yapımını fotoğrafladım
8. fotoğrafta ise çobanlar ile birlikte gün ağarırken fotoğraf çektim
|
|||
| 1. Tur Başarılı | |||
|
Mehmet Reşat ERDOĞAN | Derinin Serüveni -1 | Türkiye / Gaziantep |
|
Tanımlayıcı Metin
DERİNİN SERÜVENİ Fotoğraflar, Sabahın erken saatlerinde başlayan derinin yolcuğunu anlatıyor. bu yolculuk, ham derinin ustaların ellerinde işlenmesini ve her işlenme değişimi de belgeliyor. Su, makine, emek ve sabır… Her karede işin başka bir işlem var. Yorulan eller, ağır deriler. Günün sonunda geriye sadece işlenmiş deri değil, büyük bir emeğin hikâyesi kalıyor.
|
|||
Yarışma ve Sonuç Belgeleri
İlgili yarışmaya ait yüklenen belgeler aşağıda listelenmiştir.
| Açıklama | Bağlantı |
|---|---|
| Yarışma Şartnamesi | Şartname İndir |
| Sonuç Bildirgesi | Sonuç Bildirgesi |
Türkçe